Hakan Türksoy
Şampuan şakası

Bilgisayar malzemesi satan bir işyerinin önünde bitmeyen kartuş tabelasını görünce aklıma matbaa ustasının bitmeyen gazete esprisi geldi.

Elle gazete katlayanlar bilir. Muhabbete dalıp iç sayfanın içine iki revolta atıp onu da iki dış sayfanın içine koyarsanız bitmeyen gazete olur(!)

Nadir de olsa bitmeyen gazetelerden biri bizim çaycı Yaşar agaya denk gelmişti. Sayfaları çevirdikçe aynı haberleri gören Yaşar aganın halini görmenizi isterdim(!)

Yeni yılın ilk yazısında espri yapmaya çalıştığıma bakmayın, aslında asabiyim...

Evde kalmaktan mı yoksa bitmeyen dertlerden mi?

Tüm dünya yeni yıla mutasyonlu koronayla girdi, biz hem mutasyonlu koronayla hem de mutasyonlu zamlarla girdik...

Mutasyona uğrayan virüs bir şekilde kendini güncellemiş oluyor. Zamlara da güncelleme diyorlar. Aslında bütün kabahat Avukatlar Sokağı'ndaki bitmeyen kartuş tabelasında...

Yere bakarak yürüyorum... "Yere bakıyorsun, seni toprak mı çağırıyor?" diyorlar.

"Neredeyse altmış yıldır böyleyim" deyince susuyorlar(!)

Sessiz ve uysal göründüğü halde alttan alta dolaplar çevirip kötülük yapan kimselere "Yere bakan yürek yakan" derler.

Galiba bunun karşılığı "Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın" oluyor... Yani öyle de olmuyor böyle de...

Halbuki; Kırklareli'nde katledilen Sebahattin Ali'nin yazdığı "Başın öne eğilmesin, aldırma gönül..." dizeleriyle bir dönem başımı kaldırıp dik yürümüştüm ama sonradan yine yere bakmaya başladım...

Askerde, Amerikan askerlerine özendim, bit pazarından roosevelt postal aldım.

Önce sol ayağımın tırnakları mantar, sonra 12 Eylül darbesi oldu. Ne zaman çorabımı çıkarsam aklıma o günler geliyor...

Bitmeyen kartuş tabelasından bitmeyen gazeteye, bitmeyen gazeteden bitmeyen dertlere...

Tıpkı şampuan şakası yapılan mağdurlar gibiyiz. Dertlerden bir türlü arınamıyoruz.

Yazı Tarihi : 02.01.2021