Şafak LAYİÇ
ŞEYTANİ ZEKÂ

Bir işadamı, mesai bitiminde boğazda içkili bir lokantaya giderek yer, içer. Ancak gece evine dönerken, polis çevirmesine yakalanır. Görevli memurlar, sıraya dizdikleri araç sürücülerinin kanlarındaki alkol değerlerini teker teker ölçerler.

     Kahramanımız, sıranın kendisine gelmesini beklerken, polislerin yoğunluğundan yararlanıp, çaktırmadan arka koltuğa geçer. Sonunda sıra kendisine gelir; ancak polis, sürücü koltuğunu boş görünce şaşırır:

-Nerede bu arabanın şoförü?

-Bilmiyorum, birazdan gelirim, deyip çıktı. Bekleyelim isterseniz?

     Polis öfkelenir:

-Olur mu beyefendi! Arabanız yolu tıkıyor. Yolu açın hemen.

-Ama ben 2 kadeh alkol aldım. Yasaları çiğneyemem.

     Polis adeta yalvarır:

-Beyefendi biz neler görüyoruz. 2 kadehten bir şey olmaz. Lütfen bir defalık siz geçin direksiyona. Trafiği daha fazla tıkamayalım.

     İşadamı da ağır ağır, isteksiz bir biçimde ön koltuğa oturur ve arabasını muayene sırasından, gizli bir sevinçle uzaklaştırır.

     Gerçekten de bu olayda gördüğümüz gibi, Türk insanının zeki olduğunu tekrar söylemek gereksiz. Daha bunun gibi, sanıyorum ki her birinizin hafızasında ne olaylar vardır.

     Batı insanı, bence bizim kadar zeki değildir. Örneğin, bir İngiliz ya da Alman, lokantada eğer çatal gelmemişse, muhtemelen yemeğe başlamayacaktır. Oysa insanımız, o yemeği, bir şekilde, çatal yerine kaşık ya da kürdan kullanarak yemeyi başaracaktır.

     Sanıyorum trafikte de çok uyanık bir milletiz. Okullarda ne kadar trafik eğitimi verilirse verilsin, gerçek hayatta, kendisine öğretilen kuralların sık sık çiğnendiğini deneyimleyen çocuklar, kısa zamanda, kırmızı ışıkta beklemeyi bir zaman kaybı olarak gördükleri için geçişlerini, yeşilin yanmasını beklemeden hayatlarını riske atarak tamamlayabilirler.

     Bundan dolayı, batı kültürü ile yetişmiş kişilerin, doğu kültürünün geçerli olduğu ülkelerde trafik kazalarına karışma olasılıkları bence daha yüksektir. Çünkü bu kişiler, yaya geçitlerinde geçiş üstünlüklerinin kendilerinde olduğu yanılsamasına aldanarak güvenle yürürken, bu kuralı bilmeyen ya da önemsemeyen bir doğulu sürücü tarafından rahatlıkla ezilebilirler.

     Trafik ışıklarının anlamı her ne kadar tüm dünyada aynı gibi görünse de, gerçekte küçük bir fark vardır. Örneğin batılı bir sürücü kendi kendine şöyle söyler:

-Sarı yandığında dur; kırmızı da kesinlikle dur!

     Oysa doğu kültürüyle yetişmiş bir sürücü muhtemelen şöyle söyleyecektir:

-Sarıda geç; kırmızı da dikkatli geç!

     Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 05.10.2019