Hakan Türksoy
Sihirbaz

Ne sihir ne keramet, el çabukluğu marifet olduğunu bildiğimiz halde sihirbazları ilgiyle izliyoruz...

Türkçesi göz bağcılık olsa da sihirbaz demek kulağa daha hoş geliyor. Ayrıca göz bağlamanın sözlük anlamı "karşısındakini gerçeği göremeyecek şekilde etki altında bırakıp yanıltma durumu" olunca yanlış anlayanlar olmasın diye sihirbaz demeyi tercih etmişiz.

Göz bağcıların pardon sihirbazların dünya çapında olanları var. Bunlar en iyi senaryoyu yazıp ,en iyi malzemeyi kullanıyorlar.

Havada uçuyorlar ama neyin yardımıyla uçtuklarını göremiyoruz. Elinde hiç bitmeyen iskambil kağıdı olanlar var mesela.  Biz sol eline bakarken o sağ eliyle cebinden başka bir deste çıkarıyor.

Bunu o kadar hızlı yapıyor ki; gözlerimiz algılayamıyor. Mızrak ya da kılıçlarla delik-deşik edilmiş kutulardan çizik almadan çıkan kızları defalarca izlediğimiz halde hala şaşırıyoruz.

Birçok sihirbazlık senaryosu olduğu gibi dünyada bunlara ait malzeme üreten fabrikalar var.

Doğrusu ben daha çok şapkadan çıkan tavşan ve güvercinlerle ilgileniyorum. O şapkaya ya da ceketlerin içinde nasıl girdiklerini ve nasıl çıktıklarını biliyorum.

Siyah takım elbise giyen sihirbaz orasından, burasından boyuna güvercin çıkartıyor. Bizler sihirbazı izlerken güvercinlere eziyet yapıldığını unutuyoruz.

Bu hayvanlar hem karanlıkta hem de sıkışık vaziyette yaşamaktan bütün özeliklerini yitirmişler.

Sihirbazın kolundan çıkarıp havaya attığı güvercin doğru dürüst uçamıyor bile. Halbuki güvercin takla diye bir şey var.

Özgür ve bağımsız güvercinler havada taklalar atarken, karanlıkta ve boğaz tokluğuna yaşayan bu hayvanların güvercin olduklarından bile haberleri yok.

Ben bu sihirbazlık işlerini sevmiyorum

Yazı Tarihi : 03.11.2020