Hasan Akarsu
“ŞİİRİN DARASI”NDA ŞİİRE ADANMIŞLIK (*)

Yazar, ozan, eğitimci Halil İbrahim Özbay, 1966 Adana-Karataş doğumlu olup Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak görev yapar, emekli olur. Şiirleri ve şiir üzerine yazılarıyla tanınır. 2008’de şiir dosyasıyla Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü’nü kazanır. Yeni yapıtı “Şiirin Darası”nda şiir üzerine günlükleri ve düşüncelerini yansıtan yazıları yer alır. Günlük ve yazılarında, şiire adanmışlık olduğunu belirtmek gerekir.

         Ozan, şiirin bir şey anlatmak zorunda olmadığını, anlam ve anlatı sanatı olduğunu vurgular. Yaşamak ve yaşatmaktır önemli olan. Şiirin ve sanatın bu anlamda önemi büyüktür. Yazmak ona göre bir çeşit avlanmaktır. Gürültülü yerlerde şiir yazamadığını söyler. Şiirin geleceği konusunda kaygılıdır. Teknik gelişmelerin şiiri olumsuz etkilediğini düşünür: “… Şiirler de elektrot kokacaktır biraz…” (s.9). Facebook gibi sosyal paylaşımlarda herkesin ünlü olma peşinde olduğunu belirtirken yapay çıkışlarla şiirin bir yere varamayacağını vurgular. Günümüzde şiir okunmadığını, sanal dünyadaysa şiir yazanın çok olduğunu, böylece niteliksiz şiirin yayıldığını gözlemler. Onun gönlü kâğıttan ve kitaptan yanadır. Gerçek ozanın hiçbir iktidarın kucağında olamayacağını, “tam da karşısında” olduğunu savunur: “Şiir itaati sevmez” (s.12) der. Mehmet Kaplan’ın Şiir Tahlilleri kitabındaki Nazım Hikmet’in “Makinalaşmak” şiirinin eleştirisinin yanlı olduğunu anımsatır. Şiir yıllıklarının ve seçkilerinin nesnel olamadığını belirtir ki doğrudur. Paylaşım ve dostlukların da zedelendiğini anımsatır. Ozan, kayırmalarla ozan olmaz. “Şair, nakavtla kazanmak zorundadır” (s.17) ona göre. “Aynı ses, aynı yapıyı içeren şiirler” yazıldığını, şiirin özgür olması gerektiğini vurgular yeri geldikçe. “…Ele avuca gelmeyen şiir, sanki daha çok göçebe yüreklerin işidir…” (s.21) derken yerleşik yaşamlara karşı durur. “Hiçbir otorite, göçebeleri sevmez” (s.21) diyerek ozanın karşıcı duruşunu anımsatır.

                          İyi Şiir Yazmak

        Ozan, ünlü düşünürlerin, sanatçıların görüşlerinden yararlanıp kendi görüşlerini güçlendirir. La Barre, Erasmus, Kafka, Sandburg, Adorno vb. Çocukluk anılarından yararlanır. Divan şiirinden günümüze değin şiirimizin gelişimini irdeler: “… Oysa yaşamın içinde daha çok kalması gereken şiirde, ‘sanatsal olan, en çok anlaşılmaz olandır’ mantığı, gözden geçirilmeye muhtaçtır bence…” (s.35). Anlamsızlık örüntüsü yerine yeni bir anlam kurmayı savunur şiirde. Şiiri anlamak için okurun da ozan kadar emek harcaması gerektiğini söyler. Çağımızda “cilalanıp servis edilmeye hazır sanatçılar olur da şairler olmaz mı?” (s.41) diyerek birçok ozanın da kayrıldığını anımsatır. “İyi şiir yazmak, gerilmiş bir telin üzerinde yürüyebilmek inceliğidir” (s.43) derken ozanın işinin zorluğuna ilgi çeker. Şiirin gücünü vurgulayan ozan, şiir kitaplarının ve yazın dergilerinin yok sayılmasını sorgular. Boşuna demez: “Her şey çoktan paraya dönüştürüldü” (s.59). Yaratıcı Yazarlık etkinliklerinde iyi yazar ve ozan yetişeceğine inanmaz; ama bunların yararlı olduğunu da belirtir.

      Yapıtının ikinci bölümünde “Şiir/ Şair Üzerine Yazılar” vardır. Yazar, ilkçağlardan günümüze şiirin gelişimini irdelerken egemen güçlerin ozanları nasıl etkilediğine değinir. Güce, devlete dayanarak şiir yazanlarla, şiirde aykırı ses olarak yer alanları belirtir. Nazım Hikmet’i örnek verir karşı çıkan ses olarak. Şiirlerin müzikle okunarak bozulduğunu, ya da zayıf şiirlerin müzikle güçlendirilmeye çalışıldığını vurgular. Şiirde, müzikte klibin etkiyi güçlendirmek için kullanıldığını belirtir. Adnan Binyazar da şiirde teatral okumayı sevmediğini yazmıştır ki katılmamak elde değil. Şiir içinden çıktığı coğrafyaya uyumludur. Halil İbrahim Özbay, kendi şiircesini (poetika) açıklarken “… Derinliği anlamsızlıkta değil; az denenmiş, az kullanılmış özgün anlamda arayan bir çabadır benimki, daha çok…” (s.113) der. Zamanın en keskin eleştirmen olduğunu belirtir. Şiir ve öykünün kesişme noktasını irdeler.

          Halil İbrahim Özbay, “Şiirin Darası”ndaki günlükleri ve şiir üzerine yazılarıyla kendini şiire adadığını kanıtlar. Şiir üzerine bugüne değin söylenenlerden yararlanır, kendi düşüncelerini de katarak ozanlara yol açmaya çalışır. Kitabın anlamlı ve yoğun bir çalışmanın ürünü olduğunu belirtmeliyiz.

 

(*) Şiirin Darası-Halil İbrahim Özbay, Günlük-Deneme, Yazılı Kâğıt Yayınları, Temmuz 2020, 136 s. 

(Çini Kitap, Bursa, Ocak-Şubat 2021)

Yazı Tarihi : 16.01.2021