Hasan Akarsu
“ŞİMDİ İSTANBUL” ŞİİRLERİ (*)

              Ozan, yazar M. Mazhar Alphan 1941 Artvin doğumlu olup Hukuk ve Siyasal Bilgiler öğrenimi görür. İTÜ’de çalışır, Türkiye İş Bankası Eğitim Müdürlüğüne geçer ve 1994’te emekli olur. Şiirleri ve yazıları birçok yazın dergisinde yayımlanan ozanın yeni yapıtı “Şimdi İstanbul”da toplu İstanbul şiirleri yer alır.

          Alphan’ın şiiri kendine özgüdür, imge yüklüdür. Ozan, İstanbul’da uzun süre yaşadığı için onun yaşamında İstanbul’un yeri ayrıcalıklıdır. O, İstanbul’u, Anadolu esmerliğiyle, Rumeli sarışınlığıyla ve ışık ağzıyla sever. Kent, surlarıyla, kuşlarıyla, güneşiyle bir başkadır. İnsan orada toprağa düşse söylence olur. Doğumla ölüm birbirine geçer. Büyük gürültüsü içindeki sessizliği de duyumsar ozan. İstanbul’da yaşanan büyük olaylara göndermede bulunur. İkinci Yeni Şiirinin sesiyle geçer caddelerinden. Ozan, her şeyin bir ilki olduğunu bilerek “bir incide” denizler büyütür. İstanbul, “iskeleti çıkmış bir kalabalık” gibi de görünür kimi kez. “Polis bastı efkârımı”, “Dalından silkelemek isterim evreni” diyerek özgün söyleyişlerini sürdürür. İstanbul’u “hırçın bir sevgilinin adı” olarak nitelendirir. “Kimin kadını bu İstanbul?” diye sorarak içyüzünü sergiler. 6/7 Eylül 1955 olaylarını anımsatır. “Adı konmamış çocukların gözlerinde/ İstanbul’a siyah inci” yakıştırır. Zamanın dudaklarından öpen kimse, ondan vazgeçemeyeceğini belirtir. Geleceğe bizden kalacak olanı sorgular:”… Gezi olayları, On Beş Temmuz,/ Dönüm noktasıdır yüzyılımızın/ Bire bir yaşamasan da düşüncelerinle katılırsın/ Yarınlara ne kalacak bizlerden onurumuzdan başka/ İçinde barış olsun istersin insanlığımıza yakışan…” (s.39). Ozan, demokrasi trenine binip erdemin dizlerini kanatanları kınar. Kentin düşmesine üzülür. “… Bu şehir sana yaramaz be Alphan/ Kör olursun” derken kentin olumsuzluklarını anımsatsa da başka zaman övmekten geri durmaz: ”… Her taşı imge her sokağı dize/ Meydanları şiirdir İstanbul’un…// Kız Kulesi geçer her gün ney sesinden/ Tüter vapur vapur/ Kanat kanat İstanbul” (s.47).

         Ozan, umudun geleceğe kalacağını bilerek “ardıma bakmam” der. Diğer yandan anılarla hesaplaşır ve yaşama sevincini çoğaltır. Güneşi bir tepsi baklava olarak nitelendirdiği olur, “denize göz” olur. İçindeki çok İstanbulluluğundan yakınır: ”… Ne yazsam yalan, ne söylesem/ Suya inen, karaya çıkan, havada uçuşan/ Şu içimdeki çok İstanbulluğum da olmasa” (s.63). “İçi dışı dünya” olan ozan, “Galatalı Mualla”yı unutamaz. Ayrıca ülkedeki bozulan düzeni de sorgular: “… Polis Akademileri düz okullara dönüşüyor/ Kapanıyor paralele/ Jandarma İçişlerine bağlanıyor/ Köşebaşları tutulmuş, çıkarcılar eşkıya/ Hangi yöne baksam insan rögarları/ Yirmi Birinci Yüzyıl’ı pislik götürüyor” (s.79). Ozan, Gezi Olaylarının “nabız atışlarını” dinlerken, her başkaldırının düzene isyan olduğunu vurgular. Ülkedeki çürümeye karşı sorumluk içindedir ve gelecekten umutludur.

        M. Mazhar Alphan, kendine özgü şiiriyle, kendi sesini bulan bir ozandır. İstanbul üzerine yazdığı şiirlerin bir kitapta toplanması iyi olmuş.

 

(*) Şimdi İstanbul-M. Mazhar Alphan, Şiir, Klaros Yayınları, Mayıs 2019, 94 s.  

(Mut-Çıtlık, Ekim-Kasım-Aralık 2020)

Yazı Tarihi : 27.10.2020