Cahide Ulaş
SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI YÜZÜNDEN 1 MAYIS İŞÇİ VE EMEKÇİNİN BAYRAMI DA NE YAZIK Kİ GEREĞİ GİBİ KUTLANAMADI

Emek ve bilim ışığında, ülkemizin geleceğine ve mutlu yarınlarına katkı sağlayan, hayatın
kesintisiz devam etmesi için, emeğini esirgemeyen, alın teri dökmeye devam eden tüm emekçilere
teşekkürler!.
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle; bu salgın hastalık yüzünden, evlere kapandığımız
günlerde canlarını da ortaya koyarak çalışan; en başta sağlık çalışanlarına, emniyet ve askeri
güçlerimize, belediye çalışanlarına, bizlerin ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak zorunda kalan
esnafımıza ve yine çalışmak zorunda olan tüm kamu ve özel işletmelerde çalışanlara sonsuz
teşekkürler!..
Zorunlu olarak evlere kapandığımız ve yaşamımıza birçok kısıtlama konan bu günlerde eğer o
çalışanlar olmasaydı bizler yaşamımızı devam ettirmek için gerekli ihtiyaçlarımızı karşılayamazdık.
Özellikle canlarını dişlerine takarak ve yaşamlarını riske atarak tüm sağlık kuruluşlarında
çalışan; fedakar, cefakar sağlıkçılarımız (en üst düzeyden en alt düzeye kadar) olmasaydı bu acımasız
hastalık ile baş edemezdik.
Evlerinden, ailelerinden uzakta, insanlarımızın sağlığı için fedakarca çalışan tüm sağlık
çalışanlarının önünde saygıyla eğiliyoruz. Teşekkür ve alkış onlar için çok az ama şimdilik elimizden bu
kadarı geliyor.
Bu zor dönemde çalışmak zorunda kalan tüm çalışanlarımız inşallah bu hastalık ile karşılaşmaz
ve emeklerinin karşılığını alırlar.
1 MAYIS’IN YARATICISI ALBERT PERSONS'UN
DERS NİTELİĞİNDE DUYGULANDIRAN MEKTUBU
1 Mayıs’ın yaratıcısı olan dört yiğit işçi önderi Albert PERSONS, Adolph FISCHER, George
ENGEL ve August SPIES, 1 Mayıs 1886 yılında 8 saatlik iş günü mücadelesinde önderlik yaptıkları için
"Amerikan adaleti” tarafından idam edildiler.
Albert PERSONS isimli işçi, özür dileme şartıyla affedileceğinin söylenmesi üzerine, mahkeme
heyetinin karşısında tarihe geçecek sözlerini söyledi: "Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer
asılırsam cani olduğumdan değil, emekçi olduğumdan asılacağım."
ALBERT PERSONS'UN MEKTUBU
“Yavrularım, Elveda!!... “Bu kelimeleri yazarken adlarınızın üstüne gözyaşlarım damlıyor... Bir
daha hiç karşılaşmayacağız. Ah, sevgili çocuklarım, nasıl içten, derinden seviyor sizi babacığınız. Bir
gün zaten gidecektim… Ama şimdi daha mutluyum. Babanızla gurur duyabilirsiniz. Bir gün
diyeceksiniz ki bizim babamız haklıydı ve gitti.
Benim hayatımı ve doğal olmayan haksız ölümümü başkalarından öğreneceksiniz. Babanız,
özgürlük ve mutluluk uğruna gönüllü olarak canını vermiş bir kurbandır. Size miras olarak şerefli bir
ad ve tamamlanacak bir görev bırakıyorum... İnsanları sevin, haksızlık yapmayın, yapana da ses
çıkarın!!
Babanız şerefli bir insan. Onun adına örnek olun. Onu koruyun, bu yolda yürüyün. Kendinize
karşı doğru olun, o vakit başkalarına karşı sahte olamazsınız. Yaratıcı, uyanık ve neşeli olun...
Çocuklarım, değerli varlıklarım; bu mektubu yalnız sizin için değil, daha doğmamış çocukları
için ölen birçok kişinin ölüm yıldönümlerinde de okumanızı istiyorum. Yavrularım, elveda...”
1 Mayıs yalnızca geleceğin fikirlerinin tartışıldığı değil ayrıca o fikirlerin gelecekte oluşturacağı
özgün koşullarında yaratıldığı, örgütlenildiği bir itici güçtür.
1 Mayıs bir bayram değil, 1886 Şikago katliamından, 1977 Taksim'e kadar onlarca insanın
kanının döküldüğü binlerce insanın yaralandığı bir savaş alanıdır............
Sevdiklerimiz için yaşamakla gösteririz sevgimizi ve gerektiğinde sevdiklerimiz için ölmekle de
gösterebiliriz sevgimizi... Ben tüm bir insanlık için var olduğumun bilincindeydim. Size de böyle bir
misyon emanet ediyorum yavrularım. Kendiniz için değil tüm insanlık için var olun.

Mücadeleniz hep haksızlığa uğrayanlar için olsun. Böylece insanlık size minnettar kalacaktır.
Gurur duyabilirsiniz çocuklarım… Babanız haklı bir dava için gidiyor.
Hiç bir zaman hayat böyle geldi böyle gidiyor demeyin. Erdemli ve cesaretli olun. Korkmayın
hiçbir zaman! Erdeminiz size cesaret verecektir. İyilikleriniz hiç unutulmayacaktır.
Dünya var oldukça geride bıraktığınız şerefli yaşam başkaları tarafından anılacaktır.
Anılmayacağını bilseniz bile siz iyilik, doğruluk ve adaletten ayrılmayın.
Sevgili evlatlarım hayattan hiçbir zaman nefret etmeyin. Tanrı bize insanca yaşayalım diye bu
dünyayı verdi. Sorumlusunuz yavrularım! Haksızlıkların karşısında durun, sessiz kalmayın.”
BİZLERİ EVLERİMİZE KORKUYLA KAPATAN KORONA VİRÜS HAKKINDA
HER GÜN BİR BULUŞ BİR ÖNLEM AÇIKLANIYOR
AŞAĞIDAKİ ÖNERİ DE BİR İNGİLİZ DOKTORDAN GELİYOR
DENEMEKTE FAYDA VAR ETKİLİ OLABİLİR
İngiltere’den dikkat çeken korona virüs önlemi! Bunu yaparsanız 5 saate kadar koruyor!
Dünya korona virüsten korunmanın yollarını ararken İngiltere’den dikkat çeken bir açıklama
geldi. İngiltere’de bir diş hastalıkları profesörü yeni tip korona virüsün (Covid-19) yayılmasını önlemek
için insanları evden ayrılmadan önce dişlerini fırçalamaya çağırarak, diş macununun 3 ile 5 saat
arasında koruyucu olabileceğini açıkladı.
Bristol Üniversitesi Diş Hekimliği Profesörü Martin Addy, diş macununun hastalığı yakalama
veya ağızdan yayma şansını azaltabileceğini söyledi. Bununla birlikte, diş macununun antimikrobiyal
etkisinin sadece üç ile beş saat sürdüğü konusunda uyardı.
Bu nedenle kişilerin, dışarı çıkmadan önce diğer insanlarla temas halinde etkinin en aza
indirgenmesi için dişlerini fırçalamasını gerektiğini söyledi.
"3 İLE 5 SAAT ARASINDA KORUYOR"
Profesör Addy yaptığı açıklamada, "Bilim insanları, ağız ve burun kaplamalarını destekleyen
Covid-19'un yayılmasında tükürük damlacıklarının rolünü vurguladı.
Diş macunu, corona virüse karşı önerilen el yıkama jellerinde bulunanlarla aynı temizlik
maddelerini içerir. Diş macununun ağızdaki antimikrobiyal etkisi üç ile beş saat devam eder ve böylece
tükürükteki viral yükü veya ağza giren virüslerin neden olduğu enfeksiyonu azaltır" ifadelerini
kullandı.
Addy corona virüse karşı tedbirlerini en üst düzeye çıkarmak isteyen insanların evden çıkmadan
hemen önce dişlerini fırçalayabileceklerini belirterek, "İnsanların çoğu karantinadan etkilendiği için
egzersiz, alışveriş vb. durumlardan evden hemen ayrılmadan önce dişler fırçalanabilir. Sağlık
çalışanları da koruyucu ekipmanları giymeden hemen önce dişlerini fırçalasınlar" dedi.
“HER KOYUN KENDİ BACAĞINDAN ASILIR”
Psikiyatride, hasta kendisini çok kaybettiği zaman elektrik şoku verilirdi, çünkü artık ne söz
onlara tesir eder, ne de terapi, bazen bir şok dalgası gelebilir. Kimi zaman bireysel, kimi zaman
toplumsal ..
İşte tam da bu durumda bir dönüp kişiler kendilerine bakıp hangi şuursuzlukları için bu şokları
yaşadıklarını düşünmeleri gerekmektedir ve hızla kendilerini düzeltmeliler.
Her insan kendi kapısını temizlerse sokak tertemiz olur.
Vaktiyle bir beldede bir Allah dostu yaşarmış. Bu zatı herkes çok sever ve sayarmış. Yaşı da
oldukça fazla olan bu zat Cami'den eve evden Cami'ye öyle bir yaşam sürermiş. Bir de beslediği ve çok
sevdiği 3 tane koyunu varmış.
Mahallede yasayan birde ayyaş bir zat varmış. Bu zat içki içermiş, kimsede buna korkusundan bir
şey diyemezmiş. Ancak haram konusunda hassas olan bu yaşlı amca nerde görse tatlı dille ikaz eder ve
vazgeçmesini istermiş...
Gel zaman git zaman bu adam artik yaşlı amcanın sözlerinden usanmış ve onu kadıya şikayet

etmiş. Ayyaş: bu yaşlı adam beni sürekli ihtar ediyor artik canim sıkılmaya başladım demiş. Bunun
üzerine kadı efendi yaşlı zati çağırarak: "Bak bey amca adama karışamazsın istediğini yapar" demiş.
Yaşlı amca da kötü bir niyetinin olmadığını sadece bu haramdan vazgeçmesini istediğini söylemiş.
Kadı efendi bu söz üzerine: "Sana ne bey amca, her koyun kendi bacağından asılır, ne hali varsa
görsün" demiş.
Bunun üzerine oldukça üzülen yaşlı amca evine dönmüş. Ertesi sabah mahalleli uyandığında çok
kötü bir kokunun mahalleyi sarmış durumda olduğunu görmüşler.
Bir de ne görsünler yaşlı amca 3 koyunu bacaklarından asmış.Kokan koyunlarda bütün
mahalleyi berbat bir duruma getirmiş.
Bunu duyan kadı efendi hemen amcayı çağırmış ve neden böyle yaptığını sormuş.
Yaşlı adam su cevabi vermiş: "Bakın, her koyunu kendi bacağından astım ama bütün mahalle
pisliğini çekiyor, çirkinliği ve zararı tüm çevreye yayılıyor ..."
İşte insan olarak bize toplumsal sorumluluk ve ahlaki sorumluluk düşmektedir.“Kime ne”
diyemeyiz.
SEVMEK İÇİN GEÇ ÖLMEK İÇİN ERKEN
Akşamın acı su karanlığı içinden 
Soğuk kadife teması yalnızlığın 
Şuh bir kahkaha balkonun birinden 
Gizli işareti midir bir başlangıcın 
Sevmek için geç ölmek için erken 
Baş başa çay el ele yürümek derken 
Boğaz vapurları mı iskele sancak 
Telefonda kaybolmak sesini beklerken 
İnsan insanı yeniler doğrudur ancak 
Sevmek için geç ölmek için erken 
İçimdeki gökkuşağı besbelli neden 
Bulutların içinden kuşlar yağıyor 
Bir şiire başlarsın birini bitirmeden 
Hiç kimse gözlerine inanamıyor 
Sevmek için geç ölmek için erken 
Sevmek sevildiğini bile fark etmeden 
Yaklaştıkça ölüm soğuk bir yağmur gibi 
Sevmek zehir zemberek ve yürekten 
Gecikerek de olsa vuruşur gibi 
Sevmek için geç ölmek için erken
Attila İlhan
Dünyada sadece sevinç olsaydı, cesur ve sabırlı olmayı asla öğrenemezdik.
Helen Keller

Dünyada sadece sevinç olsaydı, cesur ve sabırlı olmayı asla öğrenemezdik.
Helen Keller

Yazı Tarihi : 02.05.2020