Hasan Akarsu
“SÖYLE, NASIL ÜZÜLMEZSEN ÖYLE ÖLEYİM” (*)

Sadık Söztutan, 1961 Kars doğumlu olup öğretmenlik yapar. Şiir, öykü, fıkra türlerinde yapıtları vardır. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi üyesi olan yazarın spor edebiyatına dönük çalışmaları da ilgi çeker. “Söyle, Nasıl Üzülmezsen Öyle Öleyim” adlı kitabında, gazete ve televizyon haberlerinden yararlanarak yazdığı öykümsüler, fıkralar yer almaktadır. Çoğu ölüm ve yazgıya bağlılık üzerine yazdığı mistisizm dolu yazıların kolay okunduğunu belirtmeliyiz.

            “Herkes kaderini yaşar” anlayışı ve ölümden kaçış olmadığı vurgulanır yazılarda. Yükleniciler, yapılardan çimento ve demir çalar. Depremlerde yıkılan yapıların altında kalanların acılarını anımsarız. “Eski Dostlar” şarkısıyla eğlenenleri kınayan yazar, söz yazarı olan Hayri Mumcu’nun evinde ölümünden bir hafta sonra bulunduğunu belirtir. Öykülerde, gelin olan kız çocuklarının yaşadıkları, birbirilerini seven gençlerin kaçarak evlenmeleri, trafik kazaları, bir trafik kazasında aynı günde doğan iki futbolcunun yıllar sonra aynı günde ölümleri vb rastlantılar ilgi çekicidir. Maçlarda yanlış karar veren hakemlerin neden olduğu olaylar, fanatik taraftarların kavgaları, Türk gazeteci grubunun Paris gezisi izlenimleri vb insanı kimi kez güldürür, kimi kez de düşündürür.

                   İlginç Olaylar

        Yazar, bu dünyada iyilik edenin iyilik göreceğini vurgular. Şans üzerine yorum yapar:”…Şans diye görünen şey bazen şanssızlık, şanssızlık diye görünen de şans olabilir. Bulmacayı çözdüklerinde şanslı olduklarını düşünen bu turist grubu gibi…” (s.43). Bir yarışmada, bulmacayı çözüp gezi turu kazanan yolcuların trafik kazasında ölümlerini anımsatır bize. Sözgelimi Çoruh Nehri’nde her yıl bir ailenin boğulduğunu anlatan kişinin de bir yıl sonra ailesiyle boğulması rastlantı mıdır? Almanya’da iş kazalarında ölen Türk işçilerinin ölümlerinin gizlendiği gerçeğini öğreniriz. İnşaattan düşüp ölenin çukura gömülüp üstünün betonla kapatılması, 1650 derecelik fırına düşüp kül olan işçinin unutturulması vb. Depremden korkan kişinin yine depremde ölmesi, taksicilerin korsan taksicileri sevmemesi, yeni göreve başlayan Nilüfer öğretmenin öğrencilerinin tırnaklarını denetlerken yanlış yapması, parmakları sakat öğrenciyi elini açmadığı için eline cetvelle vurarak cezalandırması, Güven öğretmenin de böyle bir yanlışa düşmesi vb olaylardan ders çıkararak yaşantımıza olumlu yön verebiliriz. Ölümün ne zaman kime geleceği bilinmez. Dedesinin ölümünü bekleyen torunun ölümü gibi. 75 yaşına değin uçaktan korktuğu için uçağa binmeyen kişinin, 75 yaşında ilk kez bindiğinde uçağın düşmesi gibi. Almanya’ya gidebilmek için kağıt üzerinde yapılan boşanmadan sonra iş gerçekleşince geriye dönüşün olmaması insanların çıkarcılığına iyi bir örnektir.

           Yazar, olay haberlerini seçerken ilginçliklere yer verir ve okuyucuyu şaşırtır. Sözgelimi; bir benzinliğin bininci kişiye bir depo benzini hediye etmesi ve o kişinin otomobiliyle kaza yapması ilginç bir rastlantı değil midir? Yetişkin üvey kızın babasına aşık olması, karşı takım taraftarlarının bindiği dolmuşa yanlışlıkla binen bir yolcunun kravatının rengi nedeniyle öldüresiye dövülmesi, bir kızın doğum gününde trafik kazasında ölmesi, on altı yaşında futbolcu olmak isteyen gencin başına gelenler ilgi çekici ve düşündürücü olaylardır. Yazar, maden ocaklarında kocalarını, yakınlarını yitirenlerin acılarını da yansıtır. Camide cemaatten yardım parası toplayan kişinin topladığı paralarla ortadan kaybolmasını haklı olarak hırsızlık diye değerlendirir ve “Böyle hırsızlık olur mu?” der imam:”…Kardeşim, müezzin yok, cemaatten birisine para toplama işini verdim. Herif milletten parayı toplamış, çekip gitmiş! Böyle hırsızlık olur mu?” (s.107). Futbolcu olması için seçilen çocuğun efor testinde kalbi delik olduğu için ölmesi, yeni ehliyet alan gazete sekreterinin trafik kazasında ölmesi, kocasını öldürtmek için kiralık katil tutan kadının gazetecinin ses kayıtlarıyla yakayı ele verip tutuklanması, halı dükkanında halıcı gence üç kişilik bir çetenin oynadığı oyun vb olaylar etme-bulma dünyasından örnekler olarak düşünülebilir. Bir şaka uğruna canını yitirmeler, boşanmalar, aldatmacalar her zaman, her yerde duyduğumuz olaylardır.

          Yazar Sadık Söztutan, sıradan olaylarla birlikte, ilginç olayları da seçerek okurlarını düşünmeye yönlendiriyor. “Söyle, Nasıl Üzülmezsen Öyle Öleyim”, “Bu kadar da olmaz” dedirten olayları merak edenler için ilginç bir kitap.

Yazı Tarihi : 26.08.2020