Hasan Akarsu
“SULARI ÇEKİLEN NEHİR”

           Ozan, yazar, eğitimci Ahmet Özer 1946 Trabzon-Maçka doğumlu olup otuz yedinci kitabı “Suları Çekilen Nehir” ile okurlarına ulaşıyor. Şiir dünyasındaki uzun koşusunun güzelliğiyle seslenirken toplumsal kaygılarını, doğanın çekiciliğini içtenlikle yansıtıyor ve “68 Kuşağının güzel çocuklarının 50. yıl anısına” adıyor şiirlerini.

         “Sesin yağmurunda yürüyen” ozanları anarken Gülten Akın’ı, alanlarda başkaldırı ateşini yakan bir ozan olarak tanıtıyor. Hasan Hüseyin ise “Aşk şiiri yazarken birden” kalemi duran ozandır ona göre. Yine 68 Kuşağının devrimci öncü gençlerinden Harun Karadeniz’i ölümünün 40. yılında anarken şiirinin doruklarında gezinir:”Karacaahmet/…kapıdan bakınca ilk mezar Harun’un/ “bir ağaç gibi tek ve hür” yaşıyor gömütünde// bütün gömütlüğün nöbetini tutuyor hemen girişte/ kırk yıl olmuş uzun yolculuğuna çıkalı//…öğrenci önderi/ yazan düşünen/ eylemin en önünde yürüyen/…Ne güzel çocuklardı onlar” (s.16-17-18). Uğur Mumcu 24 Ocak’ta Karlı Sokak’ta öldürüldüğünde ve cenazesinde “gökyüzü ağlıyordu” diyerek devrimci yazarımızın sonsuzluğa uğurlanışını yüreklere işleyen ozan, Ayhan Can için de “şiirin ağırlığıdır omuzlarda/ bir şairdir ölen” (s.21) diye seslenir. “Şiirden Bir Yeryüzü” çizerken yaşamımızdan kesitler verir:”…hayat bütün seslerini bırakıyor yüzümüze/…bir kelebeğin kanadına dökülüyor gökkuşağı/…hayatın okunmamış sayfasına/ gül bırakırdık yaşamımızı özetleyen/…yarım kalmış şiirlerimle yürüdüm yeryüzüne/…seninle bir kenti/ bölüşerek yürüdük/ gençliğin boy veren ışıltılı sabahında/…binlerce anı savruluyor gençliğimizden/ değişiyor tanıklığı zamanın…” (s.22-26).  Ozan, tarihin mermerden eklediği sözcükleri özgürlük, barış, sevgi ve aşk olarak sıraya koyar. Ölen ozanları dizeleriyle anarken sevginin içine ektiği sönmeyen alevi anımsatır. İmge zenginliğiyle dolu şiirlerinde bitmeyecek bir ezginin sürdüğünü düşündürür. “Dilini yitirmiş akşam”lardan, “Bir şarkının tüllerine tutunarak/ geçiyoruz düşten köprüleri” (s.33) diyerek yaşadıklarımıza tanıklık eder. Ölen bir ozanın dizelerine tutunması anlamlıdır. Ellerimizde kalan “parçalanmış bir hayat”tır çünkü. Ozan, çocukluğunu, gençliğini, kısaca yaşamını yansıtır dizelerinde:”…Evden kaçan çocuktu hayatımız/…dünyaya eteklerinden tutunan/ bir bahar tomurcuğu ömrümüz/ çatlasa güle dönüşecek…” (s.36-37).

         Ahmet Özer, 68 Kuşağı ozanı, yazarı olarak sorumluluğunu yerine getirir. Yaşamından kesitler sunarken yaşanan acılara, istenmeyen gelişmelere notlar düşer. “Günler uzun/ sözler ağırdır” tutanaklarda. Gidenlerin göz izlerini ve tertemiz düşlerini bıraktıklarını anımsatır. Haydarpaşa Garı’nın son durumunu görünce duyumsadıkları yürekleri dağlamaktadır:”…Yıllardır unutulmuş yolcusun/ beklersin saklı anılara/ tutunan sevgiliyi//…binlerce bakışın altında/ geleceği bağlıyorsun geçmişe…” (s.57). Ozan,  Şeyh Bedreddin’i, Torlak Kemal’i, Börklüce’yi ipe çekenlerin vahşetini anımsar Karaburun’da. Öte yandan güzel insanlar da tanır “hayatın mor yüzünde”.  “Yüzü(m)nün yeryüzü tanıklığı” anlamlıdır ozanın. “İpekten bir aşkın ışıltısı”yla (s.68), “dilinin ışığında yürü(r) şair” (s.69). Göçmenleri anımsatarak yurtsuz olmanın acısını sezdirir. Gezi Parkı’nda yaşananları da unutmaz. Geçtiği yerlerde yaşananlara tanıklığını sürdürür. “Toprak kokuyor türkülerimiz” (s.85) der. İnsanlığın uzun koşusundadır “zamanın sarkacında” geçerken günler.

        Ahmet Özer’in şiirlerinde imge zenginliği, yalın, akıcı bir sesleniş ilgi çeker. Ozan, soluklu şiirlerle “yağmalanan ömrümüz”den kesitler verirken, acı çeken, ama savaşımdan geri durmayan kararlı bir kuşağın yaşamına tanıklık eder. “Suları Çekilen Nehir” kendi kuşağının tanıklığıdır her şiirseverin okuması gereken.

 

(*) Suları Çekilen Nehir-Ahmet Özer, Şiir, Bilgi Yayınevi, 1. Basım, Mart 2018, 104 s.

(Edebiyat Nöbeti, Bafra, Temmuz-Ağustos 2019)

 

Yazı Tarihi : 16.10.2019