Cahide Ulaş
TEDBİR VE AŞI İLE İNŞALLAH BU GÜNLAR DE BİTECEK

Kötü bir gün ile başa çıkmanın yollarını uzmanlar anlatıyor:

         Hepimizin hayatında her şeyin ters gittiği kötü bir gün mutlaka olmuştur. Uzmanlar tarafından  hazırlanan önerileri uygulayarak kötü bir günü iyiye çevirebilirmişiz!

         Çamaşırlarınızı değiştirin;

         Ruh halinizi değiştirmek iç çamaşırınızı değiştirmek kadar basittir ve iç çamaşırınızın rengini değiştirerek psikolojinizi de olumlu yönde değiştirebilirsiniz. İç çamaşırınızın rengi, ruh halinizi ister istemez etkiler. Peki, hangi renk neyi ifade ediyor?

       -Kırmızı, enerji vererek bağışıklık sistemini düzenler. Aksiyon ve tutku yaratır.

      -Turuncu, duygusal dengeyi ve hoşgörüyü sağlar. Sosyal toplantı ve buluşmalar için idealdir.

      -Mavi, sakinlik ve huzurdur. Yaratıcılığı ve beynin sağ bölümünü temsil eder.

      -Yeşil, denge ve iyileşme demektir. Refah anlamına gelir.

      -Sarı, ruhu ve özgüveni ifade ederek, ayrıntıları fark etmenizi ve konsantrasyonu sağlar.

      -Mor, sezgidir. Rahatlık ve sakinlik verir.

       Gülün;

       Yapılan araştırma sonuçlarında, stresli bir durum içindeyken gülmenin, ruh haline zarar veren etkileri en aza indirdiği ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde, hayatında gülmeye ve kahkaha atmaya yer ayıran kişilerin kalp hastalıklarına yakalanma riski yüzde 40 daha azdır. 

       Gülmek vücutta endotel salgılar. Kan damarları içindeki endotel’in, damarlar üzerinde güçlü bir etkisi ve kardiyovasküler hastalıkları iyileştirici etkisi bulunmaktadır. 

       Ağzınızı açın;

       Huysuz veya ters bir modta olduğunuz zaman, çevrenizdeki insanlara bunu söylemek işe yarayabilir. Eğer bunu bilirlerse size karşı daha hassas yaklaşacaklardır.

        Sizi rahatsız eden şeyi konuşmak, iyi gelecektir. Bir arkadaşınızı arayıp kahve içmeye çağırmak bile pozitif bir etki yaratacaktır.

        Yiyin;

        Güne sağlıklı bir kahvaltı yaparak başlayın. Yeterli miktarda protein, karbonhidrat ve lif içeren bir kahvaltı yaptığınızda kan şekeriniz tüm gün sabit olduğu için sinirli hissetmeniz çok zordur. 

        Koklayın;

        Eğer stresin üstesinden gelmek istiyorsanız, sinirleri yatıştırmaya yardımcı olan vanilya veya lavanta kokularını tercih edin. Yatmadan önce lavanta kokusu kullanmak kolay uyumayı sağlar. Kokular hem ruh halini, hem de fiziksel durumu etkiler.

        Müzik dinleyin;

        Yapılan bir deneyde, bir grup üniversite öğrencisine müzik dinletilerek, günlüklerine ruh hallerini yazmaları istendi.  Dinlenilen müzik ne olursa olsun, aktif olarak ya da başka bir iş yaparken dinleniyor olsa da öğrencilerin daha olumlu ve sakin oldukları gözlendi.

        Bunları uygulayın;

        Şu cümlelerle birini seçerek, her moraliniz bozulduğunda tekrar edin.

      -Bu dünyada benim için canını verebilecek insanlar var.

      -İnsanlar düşünce okuyamıyor. Bu yüzden birine nasıl hissettiğimi anlatırken tereddüt etmemeliyim. Sevdiğim insanlar bunu hak ediyor.

     -İltifat ve eleştirileri açık fikirlilikle kabul etmeliyim

      Neydi mutluluk ? Biraz tebessüm... Biraz ilgi... Biraz empati... Biraz hatırlanmak... Biraz önemsenmek... Biraz güzellikleri paylaşabilmek... Biraz sevgileri çoğaltabilmek... Biraz kalplere dokunabilmek..

 

           ŞİMDİ DOSTLARLA BULUŞUP BİR KAHVE BİLE İÇEMİYORUZ

          OYSA KIRK YIL HATIRI VAR DENİR

          KAHVENİN KIRK YIL HATIRI NEREDEN GELİYOR?

 

          Türk kahvenizin yanına eşlik etmesi için,
          1895 yılından, Üsküdarlı Bilge Yusuf ile Rum balıkçı Stelyo’dan günümüze uzanan hikaye.
          Eminönü Yemiş İskelesi civarında nasihatleri, bilgeliği ile sevilen Bilge Yusuf’un kahvesine gelen bir Osmanlı zabiti,
       "Bre Yusuf, herkese benden okkalı bir kahve ama şurada oturan Rum Palikaryası'na yok. Ona kahvem de akçem de haramdır" der. (Savaş öncesi ayrıştırılmaya başlandığımız yıllar.)
         Kahveleri tek tek dağıtan Yusuf, birini de Stelyo'nun önüne koyunca  zabıt öfkelenir.
       "Ben ona haramdır demedim mi?"
         Yusuf, "Komutan, o kahve benden. Ona da helaldir."
         Stelyo’nun minnetle bakan gözleri yıllar sonra bir esirin gözleri ile buluşacaktır.
         Yıl 1905... Samos (Sisam) Adası'nda Rum İsyanı başlayınca Damat Ferit Paşa adaya asker çıkarır. O askerlerden biri olan Bilge Yusuf çatışmada esir düşer ve iki yıl Samos zindanlarında kalır.
        Ardından Rum çeteciler tarafından esir pazarında satışa çıkarılır.
        Mezattan yükselen sesler; 5 para, 7 para....
        Adamın biri telaşla bağırır, "O Türk'e 5 kuruş. Hemen alıyorum!"
        Rum adam, Yusuf'u alır, at arabasına bindirir, köyün dışında denize yakın yerde durur...

        Başına ne geleceğini bilmediği için kaygılanan Yusuf’a gülümseyerek bakar, "Serbestsin Bilge Yusuf." .

        Yusuf şaşkınlık içinde, “Beyim, kimsin necisin, beni neden özgür bıraktın," diye sorunca, yıllar önce birbirlerine sevgi, dostluk, hoşgörü içinde bakan gözler buluşur ve Stelyo hiç unutamadığı o günü hatırlatır.

      "İşte ben, bir fincan kahveyi helal ettiğin balıkçı Stelyo.”

       (Yusuf kaçak yoldan İstanbul'a varır. Kitaplar her yıl birbirlerini ziyaret edip, her ziyarette mutlaka bir fincan kahve içtiklerini, dostluklarının ölene kadar sürdüğünü yazar.)

        Dostluğun, insanlığın dini, dili, ırkı ve mezhebinin olmadığını unutmayacağımız günlerde, dostlarımıza, vicdanımıza her daim sahip çıkabilmek, kahvelerimizi keyifle, muhabbetle içebilmek umuduyla...

        Gönüllere mesafe, dostluğa paha biçilmez!

 

        TÜRKLERİN BULDUĞU YOĞURT

 

       Avrupa, yoğurtla XVI. asırda Türkler sayesinde tanıştı. Fransa Kralı I. François ateşli ishale tutuldu.
       Tabipler aciz kaldı. Kralın annesi Sultan Kanuni’den yardım istedi. İstanbul’dan gemi ile gönderilen tabip, yanında götürdüğü keçinin sütünü yoğurt yapıp hastaya yedirdi. Kral iyileşti.
       Yoğurda “Ebedî Hayatın Sütü” ismi verildi ve tıp literatürüne ilaç olarak girdi. İlmî tetkikler yoğurdun Türk buluşu olduğunu söyler.
       İsmi bile yoğurmak menşeindendir. Sütün, yoğrulmuş hâlidir. Dünya lisanlarına da bu isimle geçmiştir.

       Bir Alman profesör “Türklerin medeniyete hiç katkısı olmasa, yoğurdu bulmaları yeter” demiş.

 

       YASAKLI GÜNLERDE 70 YAŞINDAKİ ADAMIN BULDUĞU FORMÜL

 

      Adam 70 yaşında. Yasaklar sebebiyle sokağa çıkamadığından çok bunalmış.
      Bulduğu çareyi anlatıyor:
    "Yahu, ben yıllardır yürümeye alışmışım. Evde oturamıyorum. Patlayacağım. Sonuçta bir çıkar yol buldum.
      Bizim evin adresini yazdım, cebime koydum. Şimdi ne zaman canım isterse çıkıyorum. Epeyce yürüyorum. Bir zaman sonra polisler çeviriyorlar, adımı soruyorlar.
    "Bilmiyorum" diyorum.
       Üstümü arayıp, cebime koyduğum notu buluyorlar.
       Notta: “Dikkat Alzheimer Hastasıdır" yazıyor ve altında da adresim.

       Zaten epey yorulmuşum. Polis arabasıyla eve dönüyorum.”

 

NE ZAMAN

Yine çığ basmış bütün yolları
Yolu yok haber sormanın
Selam iletmenin dostlara
Hep kavgayla sürecek gibi yaşam
Korkarım ki
Aşka zaman bulamadan gideceğiz
İçimizdeki sonsuz sevgileri
Acının tabutuyla toprağa vereceğiz
Kim bilir
Belki yürürken belki yatakta
Bir yürekte bin şiir götüreceğiz

Ne zaman tatlanacak bu yaşam
Uzun bir öpücük gibi dudaklardan
Sen söyle ne zaman

Yine sabır taşıyoruz evlere
Sabır ki doruklardan yüce
Her adımda
Gelecek türkülenirken ince ince
Apansız bir ölüm fırtınası
Bir kanlı yağmur
Yaşam yasımızı tutuyor sessizce

Bu sabır çatlayacak bilirsin
Sel olup taşacak çekilen acılar
Bir gün
Ya yeniden başalyacak o yağmur
Ya da dinecek bütün sancılar

Ne zaman söylenecek türkümüz
Her yerde ve hep bir ağızdan
Sen söyle ne zaman

                          Adnan Yücel

Azala azala yaşadığımız şu dünyada bir şeyler güzel kalsın. Gülümseyen yüzün gibi... –

                                                                                                                             Tomris Uyar

 

Yazı Tarihi : 09.04.2021