Hakan Türksoy
Tekirdağ depremi...

Askerde yaşadıklarından memleketin karakter haritasını çıkaranlar hayatları boyunca fikirlerini değiştirmiyor.
Bu çok yanlış bir düşünce. Ayrıca bizim gibi toplumlara zarar veriyor... 
İstanbul demek Türkiye demek. O zaman İstanbul'da yaşayanlar işin içinden çıkamaz...
İstanbul'a en yakın Trakya şehriyiz. Her konuda İstanbul'dan etkileniyoruz.
Süleymanpaşa'da kurulan perşembe pazarı adeta çarşamba pazarı gibi. Bir tanıdığa ya da Tekirdağlıya rastlayınca seviniyoruz. Etkilenmenin dışında birde İstanbul baskısı yaşıyoruz.
Olası Marmara depremine İstanbul depremi diyorlar. Halbuki fay hattı dibimizden geçiyor.
Depreme sahip çıkmak gibi olacak ama bence doğrusu Tekirdağ depremi. 
Pandemi döneminde deprem gerçeğini unuttuk. Bilim insanları ve arada bizler unutturmamaya çalışsak da bilimler birbirine karıştı, biz kendi derdimizin peşine düştük...
Dünya Sağlık Örgütü, Sağlık Bakanlığı, Türk Tabipler Birliği ve bir çok tıp profesörünün açıklamaları deprem bilimcileri ikinci planda bıraktı. 
Halbuki hepsini dinlemeli ve ciddiye almalıyız. 
Depremin ne zaman olacağı belli değil ama, bilim insanları bundan sonra salgınlara hazırlıklı olmamızı söylüyor... 
Anlayacağınız bu salgın bitse bile deprem gerçeği var, deprem yoksa başka salgın olasılığı var.  
Galiba bundan sonra hayatımız böyle geçecek... Su içen ceylanları düşünün. Bir yudum su içip sonra başlarını kaldırıp etrafı izliyorlar... Kana kana su içemiyorlar. Çünkü her an bir şey olabilir. 
Sadece hayvanat bahçelerinde rahat su içiyorlar, fakat özgür değiller.
Uydurma karakter haritalarını unutun. Çünkü böyle bir ortamda hiçbir işe yaramaz. 
Hepimiz insanız ve bir arada yaşamayı öğrenmeliyiz... 
Kısacası bilim insanlarını dinleyip aşı olalım, bir yandan da deprem çantamızı hazır tutalım.

 

Yazı Tarihi : 10.08.2021