Muhsin Durucan
Trajik Başkaldırı Kitabı: Ali’m ve Sonrası

“Bir ordunun kudreti, zabitan ve kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür.”

K.Atatürk

Yenikapı’daki Malatya Tanıtım Günleri’nde gezinirken Akçadağlılar standında güler yüzle karşılandım ve gösterilen yere sekilendim. Yanımdakilerle sohbette karşımda oturan birisi gösterilerek: “Malatyalı Şehidimiz Ali’nin Ağabeyi Yarbay Mehmet Alkan! Ali’m ve sonrası adlı kitap yazdı…” sözlerini işittim! İlgimi çekti!

Geçmiş günlere dönüş yaptım. Medyada izlediklerimi anımsadım! Kısa süre sonra onunla yan yana olduk ve söyleştik. Bu sırada özenle hazırlamış olduğu kitabını adıma imzalayarak sundu. Sevindim! Arka kapakta Yılmaz Özdil’den duygusal ve coşkusal sözcükler…

*** Adı geçen yapıttaki yönlendirmeyle (www.sehitalialkan.org) adlı girilen sitede Ağabey Alkan’ın etkili sözcüklerini okudum:

“Sevgili Ziyaretçi,

Vakfımıza adı verilen Ali Alkan; Anne babası için hayırlı bir evlat, abileri ablaları için candan bir kardeşti. Görevine sadık, amirlerine destek, maiyetine candan bir baba ve büyük bir kardeş, vazife için gözünü budaktan sakınmayan mert ve korkusuz bir askerdi.

Dertliye derman, yaraya merhem, vefalı bir dost, gönlü bol eli açık cömert bir insandı.

Hayalleri vardı her insan gibi istekleri vardı her fani gibi; sevdiğiyle yuva kurmak, çocuklarıyla oynamak, dosta dost olmak, düşmana had bildirmek, sevdikleriyle gülmek, gökyüzünde yıldızları saymak, yağmurda ıslanmak, nefes almak nefes vermek, mutlu olmak, mutlu etmek…

Ama hayat istediği gibi istediğimiz gibi olmadı, bir gece yarısı kara bulutlar çöktü üzerimize, bir hainin kahpe kurşunu deldi geceyi, aldı götürdü hayallerini hayallerimizi.

Vatan sağ olsun demedik çünkü vatan değildi öldüren, vatan için ölmek de vardı ama borcumuz yaşamaktı yaşatmaktı, biri sebep olmuştu öbürleri kurban.

Âlim gitti ne mi oldu? Bir derin sızı yüreğimizde, hayatın hengâmesi içinde bazen kaybolan ama hiç bitmeyen hiç dinmeyen…

“Hayat bazen öyle insafsız ki, Küçük bir boşluğunda yakalar; Hissettirmez en zayıf anında, Seni ta yüreğinden yaralar”

Artık o yok, sana düşen; okumaktır dünyayı ve olayları yaradan adıyla, düşünmektir insan olmanın onuruyla, güzel şeyler yapmaktır insanlık adına, iyi insan olmaktır rabbin hakkına, dua etmektir ruhuna, şükretmektir bugününe, varsa imkânın yaşatmak için güç vermektir Vakfına…”

Mehmet ALKAN

Vakıf Başkan

***

İGA Kültür Kitaplığı tarafından titizlikle hazırlanıp yayımlanan 192 sayfa içerikli kitabın sayfalarına göz gezdirdim. (Elbette ki sonrasında içselleştirerek okumak üzere…) Yazar Yarbay Mehmet Alkan, “İçinde başkaldırma kurduyla doğmuş, bir İnce Memed hikâyesi…” olarak nitelendirmektedir. Kitabın geliri Şehit Yüzbaşı Ali Alkan Vakfı’na bağışlanmıştır.

Yapıtını adaması da şöyle: “Kahraman asker can Ali’me, / En büyük destekçim eşim Çiğdem’e, / Mekân cennet çilekeş Annem Fadime’ye, / Zulme uğrayan tüm masum ve mağdurlara…”

Yazarın yanında ve yakınında gördüklerine değgin öz söz ve teşekkürünü, Uğur Dündar’ın ve Özlem Gürses’in anlamlı sunuş yazıları sonrasında beş bölümlü trajik başkaldırıyı özümseyerek ve yüreğinizde duyarak okumanız olanaklı! Ayrıca son bölümde kuşe kâğıda resmedilmiş renkli fotoğraflara bakıp alt yazılarını okurken içim acıdı!

Söylenmesi gereken sözcükleri demiş sayınız. Yarbay Mehmet Alkan’a baş sağlığı, acılı aileye ve yakınlarına dayanma gücü diliyorum!

Yaşayarak bu özgün yapıtı yazan Mehmet Alkan’ı ayrıca kutluyorum! Kitabın okunmasını salık verirken Can Yücel’in sözcükleriyle yazımı sonlandırıyorum:

Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev hayattır.

Bir lokma ekmek için şerefini çiğnetmeye;

Bir anlık eğlence için servetini tüketmeye,

Bir zamanlık mevkii için el ayak öpmeye,

İnsanları ezip geçmeye,

Günlük menfaatler için onurunu terk etmeye,

Bir kısım insanlara kızıp tüm insanlara düşman olmaya

Değmez bu hayat!

Yazı Tarihi : 18.10.2019