Hakan Türksoy
Türk usulü geçim sıkıntısı

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) yoksulluk, mutlak yoksulluk ve göreli yoksulluk tanımlarını yaparken vatandaş kendi arasında derin yoksulluk ağını kurdu.

Geçen gün bu ağın üyelerinden biri yoksulluğu ve derin yoksulluğu şöyle tarif etti.

"Yoksulluk; ekonomik göstergelerin yanı sıra bir sosyal dışlanma ve sistematik eşitsizlik durumudur, derin yoksulluk ise açlık sınırının altında yaşama, temel beslenme, bakım, barınma, sağlık, psikososyal destek giderlerini karşılayamama durumudur"

Dünya standartlarına göre yapılan bu açıklamayı ne yazık ki Fransız yemeği tarifi gibi herkesin anlayacağını sanmıyorum.

Tarif deyince "Halkın Şefi" başlıklı yazımı hatırladım.

İki hafta önce Youtouber Ahmet Usta'nın halk dili ve halkın buzdolabından verdiği tarifleri yazmıştım.

Ahmet usta herkesin evinde bulunan kesme makarnadan yaptığı lazanyayla İtalyanlara meydan okuduğu gibi iki buruşuk kabak ve iki yumurta tarifiyle hazırladığı sabah kahvaltısıyla "ben halkın şefiyim" diyordu.

Halk için yapılan her şey halkın anlayacağı dilden ve malzemeden olmalı. Kimse boşuna çenesini yormasın. Süslü tarifler, yabancı terimlerle süslenmiş cümleler bize göre değil.

Geçim sıkıntısını, yoksulluğu ve bunların neden olduğu psikolojik rahatsızlığın en iyi tarifi yıllar önce Deve Kuşu Kabare Tiyatrosu'nda sahnelenen Deliler skecinde yapılmıştı.

Rahmetli Zeki Alasya, aldığı ücretle geçinemediği için önce ruh sağlığı bozulan daha sonra tımarhaneye düşen bir vatandaşı canlandırmıştı.

Sürdürülebilir geçim sıkıntısından nasıl üşüttüğünü "böl, topla, çarp, çıkar bu parayla ay sonu nah çıkar" diyerek anlatmıştı (!)

Bence Türk usulü geçim sıkıntısı bundan daha güzel anlatılamaz.

Yazı Tarihi : 19.12.2020