Şafak LAYİÇ
ÜÇ TEKME OYUNU

Büyük davaları kazanmış, çevresi geniş, itibarlı genç bir avukat bir gün ava gider ve sonunda bir kuş vurmayı başarır. Ancak zavallı kuş, muhtemelen kanadından vurulduğu için, bir süre daha uçmaya çalışsa da, kısa bir süre sonra yere düşer. Fakat düştüğü yer özel bir mülktür ve tüfek sesinden dolayı eşi ve torunu ile bahçeye çıkan yaşlı köylü kuşu vermek istemez:

-Bu topraklarda olan her şey bizimdir!

     Ancak genç Avukat, kuru gürültüye papuç bırakacaklardan değildir:

-Bey amca, benim büyük bir avukatlık bürom var. Eğer hakkım olan kuşu vermezsen, dava açar, sonra donunuza kadar her şeyinizi alırım! Benimle uğraşma!

     Fakat köylü de eski kulağı kesiklerden olduğu için geri adım atmaz:

-Bak Avukat Bey, biz köylü milletiyiz. Davadan, mahkemeden anlamayız. Biz anlaşamadığımız bu çeşit küçük konularda üç tekme oyununu oynarız.

     Avukat, hukuk sistemine alternatif olarak kullanılan bu oyunu ilk defa duymuştur:

-Bu oyunu nasıl oynuyorsunuz?

     Köylü kısaca anlatır:

-Önce ben sana üç tane tekme atacağım. Sonra sen bana. Sonra yine ben. Sonunda biri pes edince, hakkını kaybedecek.

     Avukat, yaşlı adamı şöyle bir tartınca, bu oyunu kabul eder. Ancak ihtiyar köylü, kendisinden beklenmeyecek bir atiklikle ilk tekmesini, genç avukatın bacaklarının arasına vurur ve onu iki büklüm eğdirir. Zavallı Avukat, daha ne olduğunu anlayamadan, ikinci tekmesini karnına yer ve neredeyse bayılacak duruma gelir. Fakat köylünün üçüncü tekmesini kıç taraftan yiyince yüzükoyun

yere kapaklanır.

     Ancak yüzünü gözünü temizleyen Genç Avukat, bütün darbelere rağmen, sıranın kendisine geldiğini hatırlar ve intikam ateşiyle köylüye yaklaşır. Fakat Köylü, anlaşmazlık meydanını Avukat’a bırakıp eşi ve torunu ile evine dönerken, şu sözlerle oyunu bitirir:

-Pes ediyorum. Kuş senindir!

     Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 25.11.2019