Cahide Ulaş
ÜLKEMİZİ VE TÜM DÜNYAYI ETKİLEYEN SALGINDA HEP BİRLİKTE MÜCADELE EDEREK KORKUNÇ KAYIPLAR VERMEDEN BU SALGINDAN DA KURTULACAĞIZ İNŞALLAH!

Bugünlerde en fazla sabra ihtiyacımız var. Corona virüs insanlığı tehdit eden bulaşıcı hastalık…
Hastalıktan, ‘birimiz hepimiz için’ diyerek korunacağız! Korunma şartları bizim hayatımıza zor
gelebilir… Belki de, örflerimizden de uzaklaştırabilir…
İnancımız, “Bir insanı kurtarmak bütün insanlığı kurtarmak gibidir!” 
Corona virüs salgınında en büyük riski, yaşlılarımız taşıyor! Onlara destek olmak ve daima
yanlarında olduğumuzu hissettirmemiz, sık sık aramamız gerekiyor.
Kapalı alanlardan ve kalabalıklardan bir nevi kaçacağız… Sinemadan, tiyatrodan, toplantılardan
bir süre uzak kalacağız!
Her şey, insanımızı salgın hastalıktan korumak için. İçerisinde yaşadığımız acı gerçekler; bizleri
bireyselliğe taşıyor!
Hayatımızı bütünüyle değiştiren şu günlerde, önlemlerimizi alarak sabır ile aşacağız inşallah!
Her şeyi devletten beklemeye koşullanmak; bireysel olarak almamız gereken önlemleri bile ister
istemez yeterince almamakla sonuçlanmaz mı? Bütün ülkelerde, bu arada bizde de görülen en büyük
sorun, en büyük risk bu.
Öyleyse her şeyden önce bu sorunu, bu riski aşma zorunluluğuyla başbaşayız. Bu da
koşullanmışlıktan kurtulmakla olacak bir şey. O da yapmamız gerekenlerle ilgili.
Örneğin; evden çıkmama iradesini tam olarak gösterebilsek, çıkmak zorunda kalınca da bir şeye
dokunacağımız zaman mutlaka eldiven kullansak, başkalarına en az bir metreden fazla yaklaşmasak,
ellerimizi günde on kez yıkasak, bol bol su içsek, kesemize göre de olsa yiyip içtiklerimize dikkat etsek,
hatta yarı yarıya azaltmak gerektiğini artık hepimiz biliyoruz..
Virüse karşı en etkili önlemleri almak, otoritelerin söylediğine göre riski yüzde 80 azaltıyormuş.
Bütün bunları yapmak da hiç zor olmasa gerek.
  Kendimizi düşünmüyor veya az düşünüyor, o nedenle de önlemleri ihmal ediyorsak bile birlikte
yaşadıklarımızı, yakın çevremizde yaşayanları, sokağa çıkmak zorunda kalsak bile karşılaştığımız
herkesi yani tam olarak bütün milletimizi korumak gerek. Bu koruma da önce kendimizi korumaktan
geçiyor.
Artık sadece ben değil biz olarak düşünmeli, tüm tedbirleri almalı, uyarıları ve
yasakları  yaşamımızda uygulamalıyız ki; kendimizi korursak çevremizi ve milletimizi de
koruyacağımızın bilincinde olmalıyız.
Küçücük bir virüs dünya adını verdiğimiz büyükçe bir odada dip dibe olduğumuzu gösterdi bize.
"Ben" demenin ne kadar aptalca bir şey olduğunu da.. Hepimiz iyi olmadan her birimizin iyi
olmayacağını da..
Sevinçte ve kederde her zaman tek yürek olan milletim inşallah bu zorlu dönemi de aşacaktır
tekrar tek yürek olarak mücadele vererek..
ZOR OYUNU BOZAR
“Corona salgını COVİT-19” ve 2020 yılı ile başlayan yeni on yıllık dilime denk geldi. Belki de
getirildi. Şimdilik bilemiyoruz.
Corona dönemi, “zor oyunu bozar!” atasözünü en iyi açıklayan örneklerden biri olarak
anlatılacak. 
İnsanlık olarak, sürdürülebilir olmadığını bile bile, inatla ve parayı tüm değer sistemlerinin
yerine koyarak devam ettirmeye çalıştığımız "açgözlü, doymaz” dönemlerimizden birinin daha sonuna
gelmiş bulunuyoruz. “Daha çok, en çok, en en ama en güzel, daha yüksek, daha farklı” saçmalıkları,
dayatmaları, önce ani fren yapar gibi duraklayacak, sonrasında “azar azar, yavaş yavaş, daha dengeli
ve itidalliye” dönüşecek. 

Üstelik bunu, aslında hepimizin bildiği ve farkında olduğu üzere (mesela iklim krizi), bir sürü ve
daha büyük risk, hastalık, tehlikeli olasılığın yanında "ufacık" diyebileceğimiz “Corona virüsü”
başlatmış olacak. Tıpkı dolan bardağı taşıran o minicik damla gibi…
  Kısacası, Corona dünyaya bir sürü şey için “Hani olmazdı! Hani mümkün değildi! Hani izin
vermezlerdi! Hani yapamazlardı! Hani asla idi!” dedi. Adeta nanik yaparak daha şimdiden zihinlerde,
inançlarda, alışkanlıklarda yıkıcı sorgulama, değişiklik başlattı.
İnanıyor ve umuyorum ki küresel şok, moral olarak çöküş, şaşkınlık, çaresizlik, maddi-manevi
kayıplar sırasında ve sonrasında, her şeyi yeniden yapılandırabileceğiz. 
  Bu ilk değil. Dünya daha önce de pek çok kez salgın tehlikesi atlatmış.
Peki; neden bu sefer, bu kadar büyüdü olay? Çünkü Dünya şimdiye kadar hiç bu kadar fiziksel
ve siber olarak birbiri ile bağlı, bağımlı, azgın, şuursuz ve aşırı kalabalık hale gelmemişti. Bardak iyice
dolmuştu, taşmaya hazırdı.  Ve Corona son damla rolünü üstlenerek devinimi başlattı!..
SON YILLARDA YAŞANAN FELAKETLER BELKİ DE BİR İŞARETTİ
 
Aslında Corona öncesi başımıza gelebilecekleri büyük ölçüde sezinliyorduk. Corona
sonrası ise yüzümüze soğuk su çarpmış gibi olduk… 
- Savaşlar, katliamlar, terör yüzünden insanlar öldüğü, sakat-ailesiz-işsiz-evsiz-yurtsuz kaldığı, 
- Mültecilerin oradan oraya sürüklendiği, atıldığı, istenmediği, öldüğü, 
- Deprem-sel-kuraklık-erozyon, tufan vb. olduğu,  buzullar eridiği, 
- Yanardağlar patladığı,
- Ormanlar-canlılar yandığı,
- Hava-su-doğa kirlendiği,
- Petrol-doğal gaz vb. bittiği,
- Bitki ve hayvanların türleri tükendiği
- Dünyanıza Asteroit çarptığı, 
- Corona ya da başka virüsler, bakteriler bulaştığı zaman; 
Para, rütbe, eşya, toprak, petrol, maden, beton, araba, elbise, mücevher, silah, bomba, hisse
senedi, alet edevat işe yaramıyor yaramayacak!
Çünkü bunları yiyip, içerek  ve soluyarak yaşayamıyor, sevdiklerimizi, birbirimizi koruyamıyor,
insan gibi yaşayamıyor ve yaşatamıyoruz... 
Yaşam için asıl gerekli olan şeyleri sürdüremiyoruz… 
Neydi hani o Kızılderili lider Şef Seattle’ın sözü “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok
olduğunda, son balık tutulduğunda; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak”…
 
CORONA İLE NİHAYET ANLAMAYA BAŞLADIK 
Dünyamız aç gözlülük, gaddarlık, adaletsizlik ve şuursuzluk içinde. Bir sığışamadık. Bir
geçinemedik.
Dünyamızı içi çürümüş atık, cerahat dolu, patlamak üzere olan bir balona dönüştürdük.
Patlaması, pisliğin yayılması an meselesiydi. Üstelik uzun süredir de bunun farkındaydık. Sadece
hiç kimse o ilk hamleyi yapamıyordu...
Sonunda COVID-19, bir iğne gibi, o pis kokan, içi cerahat dolu dünya dediğimiz koca balona “çıt”
diye battı!.. Bütün dünya şimdi bu felaketten kurtulmak için mücadele ediyor.
Büyük bir temizlik yapıp, arınmamız ve her şeyi yeniden anlamlandırarak yepyeni sistemler
kurmamız gerekiyor. Şeffaflaşmaya, iç dökmeye, birbirimize açılmaya, kısacası yeniden insana
benzemeye ihtiyacımız var…
  
 BİR BENDEN NE OLUR DEME..
Bir benden ne olur? deme.. Bir benden ana olur, baba olur, eş, evlat, kardeş, aile olur, komşu,
akraba, toplum, vatan olur....

Bir benden ne olur? deme.. Yanan ormana su olur, doğan güneşe ay ve buluta, yağmur toprak
olur..
Bir benden ne olur? deme.. Kimsesiz çocuğa yuva, sahipsiz hayvanlara umut, katledilen her türlü
canlıya, kadına çocuğa kale olur...
Bir benden ne olur? deme .. Öğretmen, doktor, avukat, savcı, mühendis vs. olur hem de çok güzel
olur. Savaşın sonu, yolsuzluğun son nefesi, vahşetin mağlubiyeti olur..
Bir senden Cennet de olur Cehennem de..
Hadi kalk ve hareket et, tercih senin.
Bir benden ne olur? deme...Virüs gibi bir çok illete çözüm ve engel olunur...
Bir benden ne olur? deme... İnan çoook şey var iyi ya da kötü, hangisi tercihin ondan haber ver...
Artık bir benden ne olur? Demediğimiz bir dünya için farkındalık gerek.... Ne dersiniz?.
 MESAJ
Hastalar
Kardeşlerim
İyileşeceksiniz.
Ağrılar, sızılar dinecek
Yumuşak, ılık.
Bir yaz akşamı gibi inecek
Ağır, yeşil dalların ardından rahatlık.
Hastalar, kardeşlerim,
Biraz daha sabır, biraz daha inat.
Kapının arkasında bekleyen ölüm değil, hayat.
Kapının arkasında dünya, dünya cıvıl cıvıl
Kalkacaksınız yatağınızdan,gideceksiniz.
Tuzun, ekmeğin, güneşin tadını
yeni baştan keşfedeceksiniz.
Sararmak limon gibi, mum gibi erimek,
devrilmek kof bir çınar gibi ansızdan,
kardeşler, hastalar,
biz ne limonuz, ne mum, ne çınar.
Biz insanız çok şükür
çok şükür biliriz,
ilacımıza
umudu katmasını
yaşamak gerek diyerek
ayak direyip
dayatmasını
Hastalar,
kardeşlerim
iyileşeceksiniz
Ağrılar, sızılar dinecek,
Yumuşak, ılık bir yaz akşamı inecek,
ağır yeşil dalların ardından rahatlık.
Nazım Hikmet
Hastalığa tutulmamak, hasta olup da iyileşmekten daha iyidir. Erasmus

Yazı Tarihi : 23.03.2020