Şafak LAYİÇ
VEZİR’İN SIRRI

Hastalığına yenik düştüğü için vezirini kaybeden bir Padişah, ülkenin en akıllı ve becerikli kişisini seçip başyardımcısı yapmak üzere, sarayında bir sınav düzenler. Bu yarışmaya katılım için yaş, meslek, cinsiyet ve soy sop gibi sınırlamalar da getirmez.

     Sınav günü, onlarca bilim insanı, zengin, güçlü ve soylu kişinin arasına karışmış bir köylü kadın, her nasılsa bu zor soruyu bilir ve vezir olmaya hak kazanır. Padişah da sözünden dönmez ve bu kadını Vezir olarak görevlendirir.

     Yeni Vezir gerçekten de çok zeki biridir ve kısa zamanda Padişah’ın ve diğer yöneticilerin takdirini kazanır. Ancak vezir olma hayaliyle yanıp tutuşan Maliye Nazırı, bu kadına diş biler ve bir açığını bulup onu vezirlikten düşürmek için peşine adamlar takar.

     Maliye Nazırı sonunda elverişli bir haber alır:

-Yeni Vezir, hemen her gün bir odaya girip çıkıyor. Ancak kapısını sürekli kilitli tuttuğu için, odada ne yaptığını, içinde bir şeyler saklayıp saklamadığını bilemiyoruz.

     Nazır, uzun süre düşündükten sonra, Yeni Vezir’in bu odaya gizlice para sakladığına kanaat getirir ve Padişah’a şikâyet eder. Ancak Padişah buna ihtimal vermez. Çünkü bu kadın hiç açgözlü birine benzememektedir.

     Fakat içine kurt düşen Padişah da Yeni Vezir’i gizlice izlettirir. Ancak ona da benzer bir rapor gelince, tüm nazırların ve Yeni Vezir’in katıldığı bir toplantı sırasında, bu odanın sıkı bir biçimde aranması emrini verir.

     Toplantı devam ederken, sarayın güvenlik sorumlusu gelir ve Padişah’ın kulağına sonucu fısıldar:

-Odanın her tarafını araştırdık ve duvardaki eski püskü bir çarıktan başka bir şey bulamadık.

     Padişah, duyduklarından memnun olarak toplantıyı durdurur ve

Yeni Vezir’in bu çarıkları açıklamasını ister. Köylü kadının şu sözleri aslında her şeyi açığa çıkarır:

-Ben sizler gibi soylu değilim. Medrese eğitimi de almadım. Fakat burada bana güvendiniz ve büyük sorumluluklar yüklediniz. Ben de elimden geldiğince faydalı olmaya çalışıyorum. Ancak burada, hazine odası dahil, her yere girme, oralarını denetleme hakkı kazanınca, doğrusu biraz korktum. Zamanla, bu zenginlik içinde acaba kendimi kaybeder miyim, mal mülk peşinde koşar mıyım, diye kaygılanmaya da başladım. İşte odamdaki bu çarıklar, bana her gün nereden geldiğimi, aslında kim olduğumu hatırlattığı için, her sabah güne, onlara baktıktan sonra başlamayı adet edindim. Nereden geldiğini unutanlar, zenginlik içinde yaşayanlar, kendilerini kolayca kaybedebilirler. Bir yöneticinin kendini kaybetmesi ise, yalnızca o kişi için değil, vatanımız ve milletimiz için de en büyük tehlikelerden biri değil midir? İşte duvardaki çarıkların hikâyesi kısaca budur.   

     Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 22.01.2020