Nagihan Bayol
YAPAY ZEKÂ 1

Yapa Zekâ; bir bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki bir robotun çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirme kabiliyetidir İngilizcesi, “Artificial Intelligence” literatürde kısaca “AI” olarak kullanılır.

Nerede bu yapay zekâ? Günlük hayatta kullanıyor muyuz mesela?

Google ve Google’dan aldığınız hizmetlerin tamamı yapay zekâ teknolojisidir. Facebook, twitter, instagram vb. tüm sosyal platformlar. Çeviri programlarının tamamı yapay zekâdır.  Hava tahminlerini de yapay zekâ yapıyor. Otonom araçlar. Enerji santrallerinde, altyapı sorunlarında, akıllı ev sistemlerinde, tıbbi hizmetlerde, görüntüleme cihazlarında, ilaç sektöründe. Bilgisayar oyunlarında, kullandığımız cep telefonlarında…

Yani yapay zekâ her anımızda hep yanı başımızda…

Geçmişte bilgisayarların programlanmış bilgilerden ibaret olduğu düşüncesi vardı. Lakin yapay zekânın güncel yorumunda bu düşünce değişmektedir. Günümüz teknolojisinde artık bilgisayarlar yapay zekâ dediğimiz icadımızla öğrenme melekesine sahipler. Öğrenebilen bilgisayarların olması bizlere “Düşünmeye de başlarlar mı?” sorusunu sorduruyor. Sonrası yarı fantastik yarı akademik.

Şayet bilgisayarlar düşünmeye başlarlarsa Fransız filozof, René Descartes’in(1596-1650) “Düşünüyorum, Öyleyse Varım”(Cogito Ergo Sum)! önermesine ulaşırlar mı? "Ben'im, Varım" önermesini ileri süren bilgisayarlar insanlara dönüp “Siz Kim Oluyorsunuz?” derler mi?

Bugün öğrenebilen bilgisayarlar yarın düşünmeye de başlarsa “Yapay Zekâ” olmaktan “Bağımsız birer benlik” haline evrilirler mi?

Yine çok sorulu bir konu. Cevaplar gelecekte; belki de Hollywood’da…

70’li yıllara kadar “Yapay Zekâ” popüler bir tartışma konusu değildi. Hollywood’ un bilim kurgu filmleri sayesinde konu popüler kültürün ayrılmaz ve her daim güncel bir konusu haline geldi.

Yapay zekânın insanlar için bir tehlike olabileceği fikri de ilk olarak Hollywood tarafından dillendirildi.

Stanley Kubrick’in 1962 yapımı “2001 Uzay Macerası (2001: A Space Odyssey)” filminde; gösterime girdiği günden bu yana dünya çapında popüler kültür fenomeni olan George Lucas’ın 1977'de çektiği “Yıldız Savaşları(Star Wars)”da; sonrasında yine büyük fenomen 1984 James Cameron yapımı “Terminatör (The Terminator)” filmlerinde yapay zekayı gördük.

Hollywood bu işin peşini hiç bırakmadı. Yıllar içerisinde konuyu değişik yönlerden işlemeye devam etti. Yapay zekâ temelli daha güncel yapımlardan da birkaç örnek vereyim.

Steven Spielberg’ün dram türü filmi, Yapay Zekâ(Artificial Intelligence); başrolünde Tom Cruise’un yer aldığı yine Spielberg filmi olan “Azınlık Raporu (Minority Report); elbette efsane seri Matrix; ve Isaac Asimov’un antolojisinden ilham alınarak çekilen “Ben Robot (I, Robot)”… Ve çok daha fazlası…

Görüldüğü gibi Hollywood yaptığı ve yapacağı filmlerle insanlığın Yapay Zekâ tutkusunu da, korkusunu da beslemeye devam edecek gibi görünüyor.

Yazımın başında bahsettiğim gibi tartışma büyük. Bilgisayarlar bilinç veya benlik kazanırsa, insanlarla yollarını ayırmaya karar verirlerse ne olur?

Bize itaat etmemeleri mümkün mü?

Peki, yapay zekâ bize itaat etmezse ne olur?

İsyan edebilir mi? Mesela, bizimle savaşır mı? İnsanları öldürebilir mi? Köleleştirir mi? Olur mu dersiniz?

Ve günün sonunda akıllarda hep aynı soru?

Yapay Zekâ kurtuluşumuz mu? Yoksa felaketimiz mi?

Korkulacak ilk şey yapay zekânın kendisinden önce ona emir veren insandır. Yapay zekâ bilinç kazanır mı bilinmez ama ondan önce yapay zekâyı kontrol eden, yöneten insan, ülke veya şirkete güvenebilir miyiz? Robot orduları olan bir ülke düşünelim karşısında kim durabilir? Dünya teknolojiyi kötüye kullanımı noktasında zaten yeterince sabıkalı Örneğin; 2. Dünya savaşının sonlarında 1945 yılında Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları. 1945'in sonuna kadar Hiroşima'da 140.000, Nagazaki’de ise 80.000 kişinin ölümüne sebep oldu.

Bunun sorumlusu teknoloji değildi, insandı.

Çıkarlar söz konusu olduğunda insan insana ne kadar güvenebilirse, yapay zekânın kullanıcılarına da o kadar güvenebiliriz.

Nereye evirileceği kestirilemeyen son icadımız sonumuz mu olacak bilinmez ama kesin olan bir şey var. O da “Yapay Zekâ” teknolojisi engellenemez, durdurulamaz. İyi veya kötü sonuçlarından dünyada hiçbir ülke kaçınamaz.

Geleceğin tartışmasız en önemli silahı, savunması, laneti ve nimeti olan, yani geleceğin kendisi olan “Yapay Zekâ Teknolojisine” ayak uydurmak zorundayız. Bilimi bu açıdan yakalayamayan ülkeler her anlamda avantajsız olacaklardır.

Hoşçakalın…

Yazı Tarihi : 23.02.2021