Hasan Akarsu
“YARALI BİR ASMA KÜTÜĞÜ”

Ozan, yazar Adnan Öztel’i İnsancıl Dergisindeki yazı ve şiirlerinden tanıyor, uzun bir hapis
yaşamı olduğunu anlıyoruz. “Yaralı Asma Kütüğü 1-2” adlı iki kitapta şiirleri yayımlanan Öztel, bu
kitabını “…Beni şiire yürüten, şiirlerime özsuyu veren, emeğini esirgemeyen değerli şiir ana Berrin
Taş’a adıyorum” diyerek değerbilirliğini gösterir. Ayrıca şiir yolculuğunda onu yalnız bırakmayan
Neriman Çelik’le kitabın hazırlanmasında emekleri olan Hüray Kılıç ve Özden Özütemiz’e de teşekkür
eder. Sunu yazısında Öztel’in şiir evrenini değerlendiren Berrin Taş, onun yaratıcılığının birikim
yoğunluğundan geldiğini, gerçek bir şiirin ardına düştüğünü, böylece kendi yaşamını kurmuş bir ozan
olduğunu belirtir.
Kitabın adının “Yaralı Bir Asma Kütüğü” (1) olması boşuna değildir. Ozanın yaşamına
bakıldığında bu ad büyük bir anlam kazanır. Ozan, çocukluğunu, gençliğini, kavgalarını, aşklarını,
umutlarını, direncini, açık, yalın, akıcı bir anlatımla yansıtır dizelerinde. Ağır yüklerin altında ezilirken
direnen ozan, şiirin ardında sürdürür yaşamını. Düşlerine ve aşklarına tutunur: “… Açtım erdemin
kapılarını/ Gizli bahçemin/ Okyanusta bir yelkenim/ Düşlerimde süzülen” (s.11) der. Külü deşip közü
çıkarmaktır amacı. Sevdiğini düşündükçe “bir uzun düşe” yaslanır, bayram sevincini bir şiirle yaşarken
hapishane ortamının acımasızlığını yansıtır. Umutsuzluktan, acının içindeki umudu doğurmasını bilir.
Görüş günü sevdiğinin gelmesiyle mutlu olur. Onun aşkı “yazgıya diz çöktüren” bir aşktır. Hüzün,
özlem, yalnızlık, yaşama sevinci, karamsarlık, umut ve umutsuzluk karşıtlarıyla yer alır şiirlerinde.
Kavgada, insanın acısını ve umudunu görür, türkülerdeyse kimsesizliğini: “Öyle bir acı ki/ Durmadan
kanıyor içimde/ Kimsesizliğim” (s.51). Diğer yandan sevgilisinin kokusuyla mutlu olur: “Sevgilim kitap
kokuyorsun/ Mürekkep kokuyorsun/ Özlem kokuyorsun/ Özgürlük kokuyorsun// Sevgilim aşk
kokuyorsun” (s.57). Ozan, yaşamının en güzel yıllarını dört duvar arasında geçirirse doğaya özlemi
daha da çoğalır. Adaletsizliğe, haksızlığa başkaldırır, “Sürüyor Eylül” diyerek baskıların sürdüğünü
belirtir. Meydanı hırsızlara, zorbalara bırakmayacağını vurgular. Kıyımlara karşı öfkesini dile getirir.
Hapiste olsa da düşünceleri dışarda, haklının, direnenin yanındadır. Yüreği kan ter içinde olan ozan,
ustalarına ve aşkına olan sevgiyi anlatır. “Bir yüzü kavga, bir yüzü sevda”dır onun. Karanlığa yumruk
sallarken güneşe gülümsemek ister. Faşizme karşı birlik olmayı önerir. On dördüncü kışı hapiste
geçirir ki “… Yaralıyım/ Körüm/ Hem de kütük” derken umutsuzdur, kırgındır.
Ozan, “Yaralı Bir Asma Kütüğü” (2) gibi duyumsar kendini. Yeni yol arkadaşları olunca umuda
sarılır. Sevdiğinden de destek ister, insanlık yükünü dirençle taşımayı başarır. Dışarıda yaşananlardan
ayrı düşmez hapiste olsa da. Gezi direnişini içinde yaşatırken çöküşe karşı “parkları, sokakları yeniden
kuracağına” inanır. Eylül öfkesini büyütür çocuklarla birlikte. Düşleriyle zincirlerini kıracağını bilir ve
alnının tüm ırmaklarını akıtarak kimsesizlikten kurtulmayı başarır. Sevgilisinin sevecenliğine sarılır,
umutla sever, direncini yitirmez ringde bile: “… Bekliyorum geleceği/ Kolumda kelepçe/ Bilekler
morarmış” (s.51). Sözleri kanatlandıran ozan, ölüme karşı öfkesini büyütür, çoğaltır: “… Boynunda
tasmayla dolaşmamalı/ Hiçbir insan/ Özgürlük için savaşmalı” (s.67) der. Hapiste, bir ırmak gibi baharı
bekler. Bir kenti yeniden kurma umudunu yitirmez. Gözlerindeki baharla karanlığı vuruşarak geçmeyi
düşünürken yüreği uğultulu bir ormandır. Onun için şiir: “Şiir bir işkenceci/ Sözcükleri soyup
sorgular// Şiir bir doktor/ Yaraları sarıp sarmalar” (s.89).
Ozan Adnan Öztel, “Yaralı Bir Asma Kütüğü” adlı kitabındaki şiirlerinde insanlığı, umudu,
umutsuzluğu, kavgayı, emeği, haklıyı, haksızı, ezeni, ezileni, aşkları, sevgileri, yaşama sevincini, uzun
yıllar hapiste kalmış olmanın tanıklığı ve bilinciyle duyumsatır.
(1) Yaralı Bir Asma Kütüğü-Adnan Öztel, Şiir, İnsancıl Yayınları, 1. Baskı, Kasım 2020, 212 s.
(2) Yaralı Bir Asma Kütüğü-Adnan Öztel, Şiir, İnsancıl Yayınları, 1. Baskı, Kasım 2020, 162 s.
(İnsancıl, İstanbul, Şubat 2021)

Yazı Tarihi : 17.03.2021