Şafak LAYİÇ
YARDIM ELİ

İki kardeş, ormanda avlanırken birinin imdat çığlığını duyar. Hızla olay yerine giden kahramanlarımız, bir çocuğun bataklığa saplandığını görürler. Çocuk sürekli batmakta ve yardım için haykırmaktadır. Kardeşlerden küçük olanı hemen çocuğun yanına yaklaşır:

-Evlat, sakin ol. Seni kurtaracağım. Haydi bana elini uzat.

     Ancak nedense çocuk, elini uzatacak gücü bulamaz ve ciğer yakan feryatlarını sürdürür. Adam çocuğa yeniden seslenir:

-Seni kurtarmamı istiyorsan, bana elini uzatmalısın!

     Fakat çocuk, bağırmaktan başka bir şey yapamaz.

     Küçük kardeş bir ara ne yapacağını şaşırır. Abisine bakar, adeta yardım istemektedir.

     Güngörmüş ağabey ise olayı çözmüştür:

-Görmüyor musun, çocuk sana elini uzatamıyor. Çocuğu kurtarmak istiyorsan, ona senin el uzatman gerekiyor.

-Ama ona çok yaklaşırsam ben de bataklığa düşebilirim.

     Ağabey, buna da bir çözüm bulmuştur:

-Riske girmek istemiyorsan, bu işi birlikte yapalım. Sen ona elini uzatıp, onu çekmeye çalışırken, ben de senin diğer elini tutup güvenliğini sağlayacağım.

X              X              X

     Aslında hayatımız da biraz böyle değil midir? Toplumumuzun dezavantajlı kesimleri, gittikçe sertleşen hayat mücadelesinde kimi zaman yardımımıza ihtiyaç duyarlar. Bazen bu yardım çığlığı türkülere siner:

-Kul olayım kalem tutan ellere!

     Ancak bu kişiler, belki gururlarından, belki de

utandıklarından dolayı, bizden yardım isteyememiş de olabilirler. O zaman onlara HEP BİRLİKTE el uzatmak bizim görevimiz değil midir?

     Toplumun gelişmiş kesimlerini işgal edenler bizler, ülkenin nimetlerini hiç de adil olmayan bir şekilde tüketirken, diğerlerinin yardım çığlıklarına kulak tıkarsak, acaba bu feryatlar arasında ne kadar huzurlu bir hayat yaşayabiliriz?

     Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 11.02.2020