Cahide Ulaş
YAŞAM BİZİ ÇOK YORDU DİYORUZ VE SANKİ TAHAMMÜL SINIRLARIMIZLA SAVAŞIYORUZ

Bir zamanlar göklere çıkarttığınızı yerin dibine atmak olur mu?
Düşünün ki önünüzde bir dolap var.
Bu dolapta 4 bölüm var. Her bölümde kutular bu kutuların içinde sevginiz ve nefretiniz var.
En üst bölümdeki kutularda ‘en çok sevdiklerinizi’ saklıyorsunuz.
İkinci bölümde ‘seviyorum ama fazla da güvenmiyorum’ dediklerinizi.
Üçüncü bölümde ‘herkes gibi biri benim için’ dediklerinizi.
Ve en altta da ‘nefret ediyorum veya kesinlikle güvenmiyorum’ diye adlandırdıklarınızı.
Buraya kadar her şey tamam.. Asıl sorgu şimdi başlıyor.
Siz hiç en üst bölüme koyduğunuz birisini, bir tek söz yüzünden, en alt bölümdeki kutulara kattınız
mı?
Değerinden fazla değer verdiniz mi birine? Ya nefret ediyorum dediğiniz birini zaman içinde
sevdiniz mi?
Siz hiç yanıldınız mı? Utandınız mı o bir zamanlar arkasından attığınız kişinin şu anda en yakın
dostunuz olduğu için?
Hiç itiraf ettiniz mi ‘seni hiç sevmezdim’ diye? Ya da hiç kızdınız mı ‘ne de çok güvenirdim sana’
diye
İnsan hiç ‘bir söz’ ile en sevdiğini en nefret ettiği kişilerin arasına katabilir mi? Doğru mu?
Bir zamanlar göklere çıkarttığınızı yerin dibine atmak olur mu?
Halbuki bir zamanlar aranızdan su sızmazdı. Yeri gelir ekmeği bile paylaşırdınız, kaldı ki
düşünceleriniz, duygularınız..Bu kadar çok şeyi paylaştığın birini tanımamazlıktan gelebilir misin?
Hiçbir zaman ilk gördüğünüz birini ‘sevmedim’ diyerek, dolabınızdaki en alt bölümdeki kutulara
atmayın.
Zaman tanıyın, sabredin..
Gerekirse kutulara kaldırmayın, dolabın önünde bekletin.
Zamanı geldiğinde o kişi zaten dolabında bir bölümü kendi seçecektir.
Aynı şekilde, ilk gördüğünüz birine ‘sanki 10 yıldır tanıyorum’ diyerek, en üst bölüme kaldırıp,
yere göğe sığdırmayın..
Arkadaşlık, dostluk ve en önemlisi sevgi zaman ister.
Senin haberin olmadan o dolabında kendine yer bulacaktır.
Yeter ki siz sabredin ve dolabınızı geniş tutun..
Ama en önemlisi, dolabınızın en üst bölümündeki kutuları ASLA atmayın.
Değerli bir hazine gibi saklayın. En alt kattakileri de her hafta çöpe boşaltın.
Göreceksiniz, gün gelecek dolabınız sadece ‘SEVDİKLERİNİZ’ ile dolacaktır.
İşte o zaman gerçek mutluluğu bulacaksınızdır.
HAYAT KARMAŞALARLA DOLU
VE BİZ KENDİMİZİ ÇOK KASIYORUZ GALİBA
Hayat genelde biz gelecek için plan yaparken başımızdan geçen olaylar zinciridir…
Bazen isteklerine erişememek, vazgeçmek ama kopamamak,
Gülümsemek ama gülememek,
Ağlamak ama ağladığını belli etmemek,
  Sevmek kimi zaman ama sevdiğini söyleyememek,
Sevilmek ama seni seveni sevememek,
  Kızmak ama kızdığını incitememek,
Hayat…

Daha iyi olsun diye çalışıp çabalarken hızla geçen zaman dilimi…
Hayat…
Günlük işlere dalıp o yoğunlukta geri kalan kısmı yaşamayı unuttuğumuz kavram…
 Hayat…
Paran, sağlığın ve huzurun varsa güzel, yoksa yandı gülüm keten helva…
  Hayat…
Doğumla ölüm arasındaki çizgi..
Önemli olan başlangıç ve bitiş noktası olan bu çizgiyi en iyi şekilde değerlendirebilmek.
GEÇMİŞ İLE YAŞARSAK
GELECEĞİMİZE DE GÖLGELER DÜŞECEKTİR
GEÇMİŞİ GERİDE NASIL BIRAKABİLİRİZ
Aşağıda verilen tavsiyeler yapılabilir gibi geliyor ve ben de deneyeceğim. İşte bu yüzden de
paylaşmak istedim..
Affedin ve unutun:
Geçmişi arkanızda bırakmanın en doğru yolu geçmişte olanları ve geçmişinizdeki kişileri affetmek
ve mutsuz anları unutmaktır.
Kendinize biraz zaman tanıyın ve hazır olduğunuzda geçmişi arkanızda bırakın. Bu, bir
arkadaşınızı ya da işinizi kaybetmenize neden olan hatalarınız için kendinizi affetmek, ailenizi sizi
anlamadıkları için affetmek, eski arkadaşlarınızı size geçmişte yaptıkları kötülükler için affetmek ya da
kalbinizi kıran eski sevgilinizi affetmek demektir.
Konu ne olursa olsun kendinizi iyileştirmenin ve geleceğe mutlu şekilde adım atmanın tek yolu
geçmişi unutmak ve affetmektir.
Kendinize karşı nazik olun:
Bazen kendimizin en kötü düşmanı yine kendimiz olduğunu biliriz genelde. Geçmişte yaptığınız bir
hatayı geride bırakmak zor olabilir. Ama şunu unutmayın, kimse bilerek ya da isteyerek hata yapmaz.
Geçmişte ne yapmış olursanız olun kendinizi affedin.
Şimdiki zamana odaklanın:
Bugün bize verilen en değerli hediyedir, bunu asla unutmayın. Bunun farkında olursanız
gününüzde hak ettiği değeri verir ve daha mutlu bir insan olursunuz.
Değişimlerin aniden gerçekleşmediklerini unutmayın, gününüzde ve gelecekte daha mutlu olmak
için kendinize zaman tanıyın.
Hayatınızdaki güzellikleri takdir edin:
Tabii ki zor dönemler geçirebilirsiniz, uzun süreli bir probleminiz olabilir ama ne olursa olsun
geçmişi unutmak ve anın tadını çıkartmak hayatınızdaki iyilikleri de takdir etmenizi sağlar.
Hayatınızda yolunda giden tek şey evdeki evcil hayvanınızın size gösterdiği sevgi bile olsa bundan
mutlu olun. Bu, sizin geleceğe umutla bakabilmenize yardım etsin.
Yalanlara kanmayın:
Geçmişinizde sizi üzen, size kendinizi değersiz hissettiren biri olduysa ve siz hala bunun
güvensizliklerini yaşıyorsanız buna bir an önce son verin.
Siz, değerli, güzel, akıllı ve sevilmeyi hak eden birisiniz. Bunu bilin ve buna inanın. O zaman
geleceğe umutla bakmak daha kolay olacak.
Baştan başlayabileceğinizi bilin:
Çocuklara, bisiklete binmeyi öğrenirken, defalarca düşüp tekrar ayağa kalkmadınız mı? Tabii ki
kalktınız!
Geçmişteki negatiflikleri gününüze taşımayın. Tıpkı çocukken olduğu gibi geleceğe bakın ve
ilerlemeye devam edin. Hayatta moralinizi bozabilecek pek çok şey var ama istediğiniz her an yeni bir
sayfa da açabilirsiniz.
Her zaman negatife odaklanarak kendinize eziyet etmeyin.
Her şeyin bir nedeni olduğunu kabullenin.

Geçmişi fiziksel olarak değiştiremesek de zihinsel olarak değiştirebiliriz.
Geçmişinizin şimdiki zamanınızı yaşamanızı engellemesine izin vermeyin. Başınıza gelen her şeyin
bir nedeni olduğunu bilin ve kabullenin. Bu geçmişin yaralarının iyileşmelerini kolaylaştırır.
  Unutmayın; yarın yeni bir gün. Her ne olursa olsun, yaşamın tadını çıkarın!

EYLÜL’DÜ
Eylül'dü
Dalından kopan yaprakların
Sararan yanlarına yazdım adını
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.
Eylül'dü.
Dili geçmiş bir zamandı yaşadığımız.
Adımlarımızın kısalığı bundandı.
Bundandı, gözlerimin durgunluğu.
Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan
Ellerin kadar ıssız..
Sen kadar zamansız molalar veriyordum
Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.
Eylül'dü.
İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,
Şimdi yoktu bir anlamı suskunluğun.
Çırılçıplak kalakaldım sessizliğin orta yerinde.
Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman
En çok sesini aradım.
Gözlerinse, asılı bıraktığın yerdeydiler hala.
Gözlerini sildi zaman…
Dedim ya...
Eylül'dü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimin….
Cemal Süreya
Büyük aşkların ve büyük başarıların büyük riskler içerdiğini unutma. Kim iyi yaşamış, bol bol gülmüş
ve çok sevmişse, başarıyı yakalamış demektir.

Bessie Anderson Stanley

Yazı Tarihi : 23.09.2020