Cahide Ulaş
YAŞAM ŞEKLİMİZİ VE YAŞAMA BAKIŞIMIZI BELİRLİYOR DUYGULARIN DÜŞÜNCELERİN VE DAVRANIŞLARIN YAŞAMIMIZA YANSIMALARI

En çok sevdiğin insana en az “Seni Seviyorum” diyenlerden misin acaba? Annesine, karısına seni
seviyorum diyemeyenler ailesi mi?
En son ne zaman utanmadan, gözlerimizi kaçırmadan eşimize, annemize, babamıza, kardeşimize
“seni seviyorum” dedik?
En son ne zaman eşimize, annemize, babamıza sarılıp ağladık?
Ölümün gölgesinin üzerimize düşmesini beklemeden ya da sevdiklerimizi kaybetmeden “seni
seviyorum” diyebilmek, bugün sahip olmayı hayal ettiğimiz birçok şeyden daha fazla mutluluk ve huzur
getirecek.
Hadi biraz cesaret.. Yarını, yeni bir haftayı ya da özel bir günü beklemeden bugün “seni
seviyorum” diyeceklerine sarıl.
Bir külçe altın düşün. Bu senin özün olsun. Sonra çevren, okudukların, öğretmenlerin olsun.
Külçenin üzerine çalı çırpı koy, kum dök, toprak at, iyice üstünü kapat. Böylece sen, mecazi de
olsa yaratıldığını düşün.
Şimdi altını nasıl bulacaksın? Senin de kendini bulman hemen hemen böyle bir süreç. Hepimizin
hamuru aynı, sadece farklı pişiyoruz, o kadar. 
TATİL
Hayalini kurduğumuz yere tatile gittiğimizde bile beşinci güne kalmadan şehrin temposu, ofisin
kargaşası özlenir.
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür misali, hep başka hayatlar cazip geliyor.
Ya, alıp bizi magazin programlarında gördüğümüz isimlerin yerine koysalar belki de yalınayak
kaçarız. Ama şu an bizim değil ya, biz o hayatı yaşamıyoruz ya, o yüzden cazip. Tıpkı sahip olmadığımız
kadın ve erkeklerin her zaman cazip olması gibi.
NEDEN BİR İLİŞKİ
Birçok ilişkide, beraberlikte önce sormamız gereken ama sormaktan çekindiğimiz, korktuğumuz
soru: Neden bir ilişki?
Evet, neden? Başka bir acıyı dindirmek için mi, boşluğu doldurmak için mi, başka bir aşkın
üstesinden gelebilmek için mi, yalnız kalmamak için mi, hiç olmamasındansa bir ilişki olması daha iyi
diye mi, seks için mi, yalnızlık korkusundan mı?
KADIN
Her kadının ayrı bir dünya olduğunu ve bir erkeğin olgunluğunun, yaşanmışlıklarının,
deneyimlerinin, geldiği noktanın bu dünyaların bir tortusu olduğunu biliyorum.
Erkeği taşıyan kadındır. “Arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” den çok, hayatındaki
kadını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.
Yanındaki kadındır senin izdüşümün, aynandır.
Bazen derler ya o adam o kızda/kadında ne buldu ya da kız/kadın o adamda ne buldu? Onlar
başka dünyanın insanları, hiç de benzemiyorlar.
Yanlış. Eğer gerçekse, kısa zamanda dönerler yanlışlarından. Eğer dönmüyorlarsa, birbirlerini
buluyorlar demektir hayatlarında. Birbirlerini tamamlıyorlardır. Aslında aynı yöne bakıyorlardır.
ANNE BABA
 Bir yaştan sonra sen her şeyi bildiğini sanır ve anne babayı yedeğe çekersin.
90 yaşında da olsa annenin veya babanın ya da her ikisinin bir yerde duruyor olmasının bile sana
verdiği gücü bulmak kolay değil. Varoluşları destek olmaya yetiyor.
YENİ DÜNYA DÜZENİ

Yeni Dünya Düzeni’ne de alıştık, deprem ile de yaşamaya da. Şimdi global savaşa da alışacağız,
terörün öcülüğüne de, palavra senaryolara da. Zaten bir filmin içinde oynadığımızı da biliyorduk ama
istediğimizde çıkarız sanıyorduk. Artık görüyoruz ki, filmin sonunun izlemek zorundayız.
KEŞKELERİMİZ
“Keşkelerim, pişmanlıklarım olmasaydı kendimi daha mı iyi hissederdim?” Hiç sanmıyorum.
Geçmişte her ne yaptıysam ve yaşadıysam bugünkü beni yarattı. Dümdüz bir yolda yürümenin ne
anlamı var ki?
Eğer gerçekten güzellikleri, manzarayı keşfetmek istiyorsan belki de daha önce kimsenin
gitmediği engebeli, zaman zaman oranı buranı çizeceğin yollara gireceksin. Bedelleri yok mu? Elbette
var.
İNSAN OLMAK
Beş dil bilmekten, üç beş diplomadan, büyük servetlerden önce gelen bir şey var: İNSAN
OLMAK. Adam olmak. Dürüst olmak. O yüzden bazı insanlar çok seviliyor, bazıları sevilmiyor. Ne
kadar yetenekli olsa da beklediği, istediği saygıyı görmüyor.
Evrenin hafızası çok güçlü.. Zamanı gelince geriye alıyor. İstisnasız. Sen sıkma canını
adaletsizlikler için, sen adil ol. Adaletsizlikleri, adaletsizlik yapmak için bahane etme. Herkes vergi
kaçırıyor diye vergi kaçıran kişiye benzeme.
MUTLULUĞU ERTELEMEYİN
Yarınlar, ah yarınlar, bitmeyen ertelemeler, hep yarınlara havale etmeler, bugünü yaşamadan,
yaşamı yarınlara göndermeler, mutluluğun yarınlarda bulunacağı aldatmacası, hep ertelemeler... Bugün
de dünün yarını değil miydi?
İlginç olan şu ki yarını görebileceğimiz şüpheli...
Hayal etmek güzeldir. Umutlu olmak hayatın olmazsa olmazıdır. Ama bugünü yaşamayarak hep
bizi mutlu edeceğini zannettiğimiz ve geceleri uyurken tatlı hayallerinin kurduğumuz beklentiler bizi
yarınlarla avutuyor. Belki de hayal ettiğimiz, bizi yarınlarda mutlu edeceğini düşündüğümüz olaylar bir
ömür boyu hiç olmayacak.
Peki, neden yaşamaya ve mevcut yaşamımızla mutlu olmaya bugünümüzden başlamıyoruz?
Bunca geçen yaşanmamış, hep yarınlara ertelenmiş günlerin hesabını nasıl vereceksiniz?
Hayat geri dönüşü olmayan yol, ilerisi çok net görünmeyen ve sürprizlerle dolu bir yol. Ölene
kadar isteklerinizin bitmeyeceğini ve yaşamda mücadelelerin kesilmeyeceğini unutmamalıyız.
Ah bir hafta sonu gelse, bahar bir gelsin, ah bir işe girebilsem, ah bir evlensem, ah bir iş yerinde
yükselebilsem, bir ev alabilsek, şu evin kredileri bir bitse...
Ayağımızı yerden kesebilecek bir araba alabilsek, sıfır arabamız olsa tamam, şu arabanın
kredileri bir bitse..
Şöyle bir yazlık ev alsak...
Ah bir çocuklarım olsa, ya şu çocuk büyüse, ah şu birinciye bir kardeş lazım, ikinci çocukta olsa,
ah bu iki numarada bir büyüse tamam, şu çocukların okulları bir bitse, ah oğlan fen lisesini bir
kazanabilse, şu dershaneleri bir bitse, güzel bir yer kazanabilseler, şu üniversiteleri bir bitse, ya okulu
bitirdiler birde işe sokabilsek, şükür işe girdiler bir de askerliğini yapsalar, askerlikte bitti şunları bir
evlendirsek...
Ah bir emekli olabilsem...
Yaşamak ve mutlu olmak için bu kadar güzel mazeret üretilir mi?
Mutluluğu erteleme bahanelerini artık bir yana bırakın... Ve hemen bir karar alın geçmiş ve
gelecek zaman artık yok...
Asıl olan şimdiki zamandır şimdiki an'ı adam gibi değerlendirin an'ın mutluluğunu yaşayın size
nefes alıp verme özgürlüğünü tattırdığı için Allaha şükredin...
Ve bazı şeylerin olmasını beklemekten vazgeçin...
Her şey tastamam olduktan sonra hayatı yaşayıp mutlu olacağım zannından vazgeçin...
Unutmayın ki hiçbir zaman hiçbir şey tastamam olmayacak...
Bizim işler zamanın pek umurunda değil o akıp gidiyor...

Kaybettiğimiz ise ertelediğimiz hayatımız ve mutluluğumuzdur.
YENGEÇ İLE ANNESİ
"Neden böyle yan yan yürüyorsun yavrum" diye sorar anne yengeç çocuğuna.
"Düzgün yürüsene ! " der.
- "Pekala anne" der çocuk.
- "Sen önümden düzgün yürü, ben seni takip ederim. "
Çıkarılacak ders: Hareketler sözlerden önde gelir.
_________________________________________________________________________________________
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.
Ataol Behramoğlu
Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, hakikati keşfedemezsin.
Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.
Şems-i Tebrizi

Yazı Tarihi : 21.07.2020