Cahide Ulaş
YENİ YAŞAM TARZINDA YENİ KURALLARLA YAŞAMAYI ÖĞRENECEĞİZ İŞTE BU YENİ DÜZENDE YENİLENİP YENİDEN DOĞABİLİRİZ

Dünyayı saran ve ülkemizi de etkileyen bu salgın hastalık yüzünden hayatımızda birçok şey
hatta her şey değişti. Kendimizi ve çevremizi korumak için artık maskesiz sokağa çıkmıyoruz, sosyal
mesafeye dikkat ediyoruz. En önemlisi de el temizliğine ve hijyene dikkat ediyoruz.
Hepimiz adeta temizlik hastası olduk ve ne bulduysak yıkıyoruz. Çamaşır suyu, sirke,
deterjanlar vazgeçilmez oldu.
Bütün bu tedbirleri almalıyız ki; bu son derece bulaşıcı hastalıktan kendimizi koruyabilelim.
Bu dönemde hepimiz yalnızlaştık, biraz içimize kapandık sanki. Sevdiklerimizle bire bir
görüşemiyoruz, sarılamıyoruz. Belki normal zamanlarda da sık sık görüşemiyorduk ama hiç olmazsa
görüşme ihtimali her zaman vardı ve o görüşme ihtimali bile bizlere çok iyi geliyordu.
Şimdi yavaş yavaş adına yeni normal denen düzene dönüyoruz. Yine umutlarımız az da olsa
çiçekler açıyor. Fakat yine de tedbiri elden bırakmayıp kurallara uyacağız. Çünkü bu hastalığın hiç
şakası yok.
Biraz rahatlama olunca sanki her şey normalleşti gibi davrandığımızda sonuçlarının ne kadar
kötü olduğunu görüyor ve izliyoruz. Eş dost ziyaretleri, bayramlaşmalar, taziyeler, kurallara
uymadan rahatça bulunduğumuz yerde veya şehirlerarasında dolaşmaların bu hastalığı ne kadar
yaydığını görüyoruz.
İşte bu yüzden tedbiri elden bırakmayacağız ve kurallara uyarak yaşayacağız.
Hayatımızda oldukça fazla şeyin değiştiği bu dönemi aslında yeniden doğuş dönemi olarak
değerlendirmemiz de mümkün.
YENİDEN DOĞMAK MÜMKÜN EĞER GERÇEKTEN İSTERSEK
Kartallar kuşlar arsında en uzun yaşayanlardandır.70 yaşına kadar yaşayan kartallar vardır.
Ancak bu yaşa ulaşmak isteyen kartalın 40 yaşlarında çok ciddi ve zor bir karar vermesi gerekir.
Çünkü bu yaşlarda kartalın gagası uzunlaşıp göğsüne doğru kıvrılır, pençeleri sertleşir,
kanatları ağırlaşır ve tüyleri kartlaşır. Avlanması, uçması sorun olmaya başlar, çünkü güçten düşer.
Dolayısıyla kartal ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve sancılı sürecini göğüsleyecektir..
Değişip, yeniden doğuşu seçen kartal dağın tepesinde kayalıklarda bir yuvaya çekilir. Gagasını
sert kayaya vura vura söker ve bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıkınca, yeni gagasıyla
pençelerini söker. Yeni pençeleri çıkınca da onlarla kartlaşmış tüylerini yolar.
Bu değişim süreci aşağı yukarı beş ay sürer. Ama kartal sonunda kendisine en az 20 yıl daha
bağışlayan yeniden doğuşunu gerçekleştirir ve zafer uçuşuna hazır olur.
Kartalların hayata yeniden doğmak için verdikleri mücadele ne kadar da biz insanlarınkine
benziyor değil mi? Biz de yeni bir hayata kanat açmak istediğimizde, aynı kartallarınki gibi sancılı bir
değişim sürecinde buluruz kendimizi.
Kimimiz daha yolun başında, kendinde yeterli sabrı ve cesareti bulamadığı için geri döner. Yola
aynı, eski alet çantasıyla devam etmeye karar verir. Acılarından, işe yaramayan inançlarından, kötü
alışkanlıklarından vazgeçemez.
Kaderini kabul edip, olacakların başına gelmesini bekler. Ve bir gün çaresiz son çırpınışlarıyla
mutsuz ve hayallerini gerçekleştirememiş bir şekilde ayrılır bu dünyadan.
Oysa; yüreğinde cesareti toplayıp, daha yükseklere, yeni bir hayata kanat açmak isteyenler,
acılı da olsa, zor da olsa değişim için kartal gibi kararlılıkla çekilir kendi iç dünyasına.
Kartalın artık işine yaramayan gagasını, pençesini, tüylerini söktüğü gibi sabırla söküp atar işe
yaramayan inançlarını, eski alışkanlıklarını ve acılarını. Yenilerine yer açar, olması gerektiği gibi,
ihtiyacı olduğu gibi donatır kendisini. Sancılı ve uzun olsa da dayanır bu değişim sürecine.

Bilir çünkü zafer yakında gerçekleşecek, yeniden doğuş başlayacaktır. Ve bir gün beklenen an
gelir, değişim gerçekleşir. Artık zafer uçuşuna hazırdır, yenilenmiş bir şekilde, daha güçlü, daha
keyifli kanat açar yeni bir hayata.
Değişim hepimiz için kaçınılmazdır. İyi veya kötü, zaten bir şekilde değişiyoruz. Zaman, olaylar,
kişiler biz farkında olmasak da bizi bir şekilde değişime itiyor.
Madem değişebiliyoruz, neden bunu kendi kararımızla, istediğimiz şekilde yapmayalım ki?
Neden farkına vardıkça alet çantamızdan işe yaramayanı çıkarıp yerine yenisini koymayalım ki?
Tek yapmamız gereken, kartallar kadar yürekli olmak, yeni bir hayatı ölmeden istemek, sabırlı
olup, emek vermek.
800 Yıl önce Mevlana’nın bize yaptığı çağrı gibi '' Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa
yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden ölmeli.''
HAYATIMIZI HANGİ SÖZCÜKLERİN KONTROL ETTİĞİNE
DİKKAT ETMEK GEREK
“Kazasız belasız git.”
“Allah bizi hastalıklardan, belalardan korusun.”
“Allah’ım çocuğumu kazadan, beladan koru.”
“Allah bizi ayırmasın.”
“Allah’ım bu işte bir aksilik çıkmasın.”
“Sorunsuz bir ilişki istiyorum.”
Bu sözleri söylerken kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Lütfen, başa dönün ve her cümleyi birkaç
kez içinizden tekrar edin. İyi bir şeyler isterken içinizin nasıl da burkulduğunu, korku kapladığını
hissediyorsunuz değil mi?
Çünkü kullanılan kelimelerin “kaza, bela, hastalık, aksilik, ayrılık” olumsuz anlamları ve
dolayısıyla olumsuz hisleri var. Zihin de bunları canlandırıyor ve istemeden sorun odaklı oluyorsunuz,
istemeden yanlış bir çekim alanına giriyorsunuz.
Şimdi bir de aşağıdaki cümleleri tekrarlayın:
“Hayırla git, hayırla gel.”
“Sağlıkla git, sağlıkla gel.”
“Hayırla gidiyor, hayırla geliyorum.”
“Allah bize sağlık, şifa versin.”
“Şifa ve sağlık içindeyim.”
“Allah’ım çocuğuma sağlık, sıhhat versin.”
“Çocuğum sağlık ve sıhhat içinde…”
“Allah bizi bir arada tutsun.”
“Şükür birlikteyiz.”
“Allah’ım işlerim rast gelsin, her şey yolunda gitsin.”
“İşlerim yolunda gidiyor. Teşekkürler, şükürler olsun…” :)
Şimdi bu cümleleri söylerken kendinizi nasıl hissettiniz? Güzel değil mi? :)
Evet, her zamanki gibi: Fark et, uygula ve değiş. Zihnimizi güzel kelimelerle ne kadar çok
doldurursak, o kadar güzel duygular hissederiz ve hissederken evrene yaydığımız rezonans bize
benzer bir güzellikle geri döner.
İYİ İNSAN OLMAK İÇİN İÇİMİZDEKİ İYİLİĞİ BULMAK GEREK
İyi insan olmak için içimizdeki iyiliği bulmak gerekir. İyiler kaybetmez kaydedilir Kalite bir
ahlak felsefesidir.
Mısır yetiştiren bir çiftçi, her yıl en kaliteli mısır ödülünü alırmış. Çiftçi, ödül aldığı mısırların
tohumlarını da ekmeleri için komşularına dağıtırmış. Bunu öğrenen bir gazeteci röportaj yapmak için
çiftliğe gelmiş.
Gazeteci çiftçiye sormuş: “Seninle her yıl aynı yarışmaya giren komşularına, kaliteli
tohumlarından vermeyi nasıl göze alabiliyorsun?”

Çiftçi cevap vermiş: “Yoksa bilmiyor musun? Rüzgar, olgunlaşan mısırlardan polenleri alır ve
tarla tarla dağıtır. Eğer komşularım kalitesiz mısır yetiştirirse çapraz tozlaşma sonucu her geçen yıl
ürettiğim mısırın kalitesi düşer. Eğer kaliteli mısır yetiştirmek istiyorsam, komşularıma da kaliteli
mısır yetiştirmeleri için yardım etmeliyim”.
Yaşamlarımız da böyledir.
Hayatlarını anlamlı ve iyi bir şekilde yaşamak isteyenler başkalarının hayatlarını da
zenginleştirmelidir. Bir yaşamın değeri dokunduğu hayatlarla ölçülür.
Ve mutluluğu seçenler, başkalarının mutluluğa ulaşmasına yardım etmelidir. Birimizin refaha
ulaşması, herkesin refaha ulaşmasına bağlıdır. Buna başarının ilkesi diyebilirsin ya da hayat kanunu...
Hiçbirimiz kazanamayız, hepimiz birden kazanmadıkça...
NE ZAMAN
Yine çığ basmış bütün yolları
Yolu yok haber sormanın
Selam iletmenin dostlara
Hep kavgayla sürecek gibi yaşam
Korkarım ki
Aşka zaman bulamadan gideceğiz
İçimizdeki sonsuz sevgileri
Acının tabutuyla toprağa vereceğiz
Kim bilir
Belki yürürken belki yatakta
Bir yürekte bin şiir götüreceğiz
Ne zaman tatlanacak bu yaşam
Uzun bir öpücük gibi dudaklardan
Sen söyle ne zaman
Yine sabır taşıyoruz evlere
Sabır ki doruklardan yüce
Her adımda
Gelecek türkülenirken ince ince
Apansız bir ölüm fırtınası
Bir kanlı yağmur
Yaşam yasımızı tutuyor sessizce
Bu sabır çatlayacak bilirsin
Sel olup taşacak çekilen acılar
Bir gün
Ya yeniden başalyacak o yağmur
Ya da dinecek bütün sancılar
Ne zaman söylenecek türkümüz
Her yerde ve hep bir ağızdan
Sen söyle ne zaman
ADNAN YÜCEL
Bir memleket halkının sağlığı, hakikatte bir devletin dayandığı bütün mutluluk ve gücün temelidir.
George Sand

Yazı Tarihi : 08.06.2020