Cahide Ulaş
YİNE “AH O ESKİ BAYRAMLAR” DİYECEĞİZ BİR SONRAKİ BAYRAMI DAHA COŞKULU YAŞAMAK İÇİN HEPİMİZ FEDAKARLIK YAPACAĞIZ RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!

Geleneksel aile buluşmaları, büyük sofralar, uzun süren sohbetlerle ağızların tatlanamayacağı
buruk bir ‘Şeker Bayramı’ yaşıyoruz. İlk kez alışık olduğumuz bayram telaşları olmayacak.
81 ilde 4 gün sokağa çıkılamayacak ve hiç şüphesiz, bu bayram adını tarihe ‘sanal bayram’
olarak yazdıracak. Uzmanlar ise uyarıyor: “Bir sonraki bayramı, bir önceki bayramın coşkusuyla
yaşayabilmek için bu bayram fedakârlık şart.”
Son yıllarda ne yazık ki; eski bayramları zaten özlüyorduk. Tatil dendiğinde ilk akla gelen, (
bayram tatilleri de buna dahil) yazlık bölgelere gidip, adı dinlenme olan bir zaman geçirmekti.
Bayram kutlamaları da ne yazık ki; telefonlarla, mesajlarla yapılıyordu.
O bütün aile bir arada geçirilen bayramları, bayram sofralarını, el öpmeleri, küçüklere harçlık
ve hediyeler vermeyi, büyük küçük bütün aile bir arada bayram coşkusunu yaşamayı zaten çok
özlüyorduk.
Şimdi görüyoruz ki, bu korona virüs yüzünden tüm ülke olarak evlerimize kapanacağız ve
birbirimizi görme ihtimalimiz bile yok. Şimdi o birbirimizi görme ihtimalini bile özler hale geldik.
Korona bize birçok konuda büyük dersler verdi. Bizi biz yapan değerlerimizin daha çok
farkında olduk. İnşallah bu değerlerimizi ve kazandığımız farkındalığı gelecek zamanlara da taşırız.
Hepimiz izleyerek, dinleyerek, okuyarak bu hastalık konusunda bilinçlendik ama yine de
uzmanların söylediklerine kulak vermek gerek.
HERKESİN PAYINA FEDÂKARLIK DÜŞÜYOR
Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Recep Öztürk, bayramların özel günler olduğunu söylüyor.
“Ama” diyerek parantez açıyor: “Hepimiz isteriz büyüklerimizle kucaklaşalım, küçükler gelsin,
elimizi öpsün ama unutmayalım ki salgınla mücadele ettiğimiz önemli günlerden geçiyoruz” diyor.
Öztürk, “Geçmiş bayramlardaki muhabbetin, hürmetin gelecek bayramlara taşınması adına bu
bayram hepimize fedakârlık düşüyor” diyerek en ufak bir kural ihlalinin sıkıntılı sonuçlar
yaratabileceğini belirtiyor.
SESSİZ TAŞIYICILAR ARAMIZDA
Prof. Dr. Öztürk şöyle devam ediyor: “Dünya genelinde 65+ en çok kaybın yaşandığı grup oldu.
Türkiye’de 2 aydır sokağa kısıtlı olarak çıkabiliyorlar. Bu sayede onları korumayı başardık. Bayram
vesilesi ile ‘hürmet göstereceğiz’ diye ev ziyareti yapmak, sarılmak-el öpmek onların hayatını riske
etmek demektir. Çünkü özellikle gençler arasında asemptomatik denilen ‘sessiz taşıyıcılar’ var.
Virüs taşıdığından kendinin bile haberi olmayan, kendini sağlıklı sanan bu kişiler ile yaşanacak
en ufak bir temas tüm aileyi hasta edebilir.
O nedenle bu bayramın adı haydi gelin fedakârlık bayramı olsun.”
ESKİ BAYRAMLARI UNUTUN
Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Levent Yamanel: “Her zaman söylediğimiz gibi, bu hastalık
kalabalık ortamlarda kolaylıkla yayılıyor. Bu bayram o eski bayramları unutacağız. Önümüzdeki yıl
sağlıkla, hep beraber bir arada bayramlaşmak istiyorsak bu bayram sarılma, tokalaşma, öpüşme,
yakın temas yok. Elbette gelenek görenekler devam edecek ama bu senelik ‘dijital’ ortam üzerinden
yapacağız bunları. Telefonla, görüntülü konuşmayla, belki de balkondan balkona.” Diyor.
KISITLAMALARA UYUN Kİ RAHAT EDELİM
Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü 4 günlük sokağa çıkma kısıtlamasının hayli yararlı
olacağı görüşünde. Özlü, “Özellikle bayramlar bizim ülkemizde ortak sevincin paylaşıldığı özel
günler. Ancak 83 milyonun birbiriyle bayramlaşma ihtimalini düşününce bayağı endişeleniyorduk.
Neyse ki bu risk ortadan kalktı. Bu noktada vatandaşlarımıza da görev düşüyor. Kısıtlamalara

uyulması şart.. Bu bayramı hatasız kazasız atlatalım ki bayramdan sonra rahat günlere ulaşabilelim”
diyor.
Bayram öncesi çarşı pazar tıklım tıklım.. Çoğu kişi sosyal mesafeyi bile unutup alışveriş telaşına
kaptırıyor kendini. AVM ler açıldı ve herkes oraları adeta doldurdu. Neydi bu kadar acil alınacaklar
AVM den. Biraz daha sabır diyemez miydik?
Biliyorum çok uzun süre oldu iş yerlerinin kapalı oluşu ve ekonominin canlanması da
gerekiyordu. Fakat söz konusu olan insan hayatı.. Önce kendimizi sonra da çevremizdekileri riske
atmamamız gerekiyor. Çünkü bu hastalığın hiç şakası yok!
Ama yine de alışveriş ihtiyacınız varsa ve acilse bu konuda Prof. Dr. Özlü alışverişten virüs
kapmamak için hatırlatıyor: “Ne alacağınıza önceden karar verin. Raflar arasında dolanmayın.
Alacağınızı alın ve çıkın. Müşteriler ve çalışanlar ile aranızdaki 1-2 metrelik sosyal mesafeyi koruyun.
Maskeyi süs gibi değil, ağız-burun kapatacak şekilde takın. Kapalı/ambalajlı ürünleri tercih edin. El
ile değil göz ile seçin.” Diyor.
BAYRAM SEVİNCİ KURSAĞINIZDA KALMASIN
Evlerde kapalı olsak da yine bayramı bayram gibi yaşayalım ki; ruhumuzda derin yaralar
açılmasın. “Ruh yorulmadan beden hastalanmaz” denir ya; işte bu yüzden bayram günlerini de diğer
bayram günleri gibi yaşamaya çalışalım. O bayram coşkusunu içimizde öldürmeden yaşama
yansıtalım.
Bu konuda Psikolog Simru Kavak bu bayramın bazı duygusal zorlanmaları da beraberinde
getireceğini söylüyor ve “Sevdiklerimizden uzakta, fiziksel özgürlüğümüzün kısıtlı olduğu bir bayram
yaşayacağız. Ancak bu durumun bayram sevincimize gölge düşürmesine izin vermemek elimizde”
diyor. Peki nasıl?
1. SEVDİĞİNİZ KIYAFETLERİ GİYİN: Bayram sabahı erken kalkın, sevdiğiniz kıyafetleri
giyin. Fiziksel olmasa da görüntülü yöntemlerle sevdiklerinize bağlanın.
2. DUYGUSAL YAKINLIĞI ARTTIRIN: Dokunamıyor, sarılamıyor, öpemiyor olabiliriz ama
mesafeleri kapatmak elimizde. Özleminizi, sevginizi dile getirin. Ufak hediyeler gönderip mutlu edin.
3. MUTLU EDEREK MUTLU OLUN: Araştırmalar gösteriyor ki ihtiyacı olanlara yardım
edenler, duygusal olarak çok daha mutlu. Gönüllü kuruluşların online yardım aktivitelerini takip
edin, dahil olun.
4. KÜS OLANLAR BARIŞSIN: Eskiler boşuna dememiş “Bayramda küsler barışır” diye. Küs
olduğunuz birisiyle, yoksa uzun zamandır haberleşmediğiniz eski dostlarla haberleşmek için bayram
en güzel fırsat.
RAMAZAN BAYRAMINIZ (ŞEKER BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!
Bayramlar, milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulanıp sergilendiği, bir
toplumda millet olma şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği günlerdir..
Milli birlik ve beraberliğimizin güçlendiği, tarihsel ve kültürel zenginliklerimizin özenle
yaşatıldığı, sevgi, saygı, hoşgörü ve vefa duygularının atmosferinde huzur ve kardeşliğin hâkim olduğu
bayram günleri, toplumsal yaşamımızda vazgeçilmez bir öneme sahiptir…
Bu bayram da aynı duyguları evde kalmak zorunda olsak da yaşamaya ve yaşatmaya
çalışacağız. Bir sonraki bayramı daha özgür, daha coşkulu ve sevdiklerimizle birlikte yaşayabilmek
için sabredeceğiz. Kendi sağlığımız, çevremizdekilerin, sevdiklerimizin sağlığı ve milletimizin sağlığı
için fedakarlık yapacağız, evlerde kalacağız.
MUTLULUKLA DAHA GÜZEL GÜNLERE ULAŞMAK DİLEĞİYLE
Mutluluk;Bir lokma ekmeği dahi dostunla,arkadaşınla paylaşmaktır.
Mutluluk; ayrı parti veya takımda tutsan bir arada kardeşçe yaşamayı bilmektir.
Mutluluk;rızkına şükretmektir.
Mutluluk;yardım etmektir.
Mutluluk; Dil din ırk ne olursa olsun kardeşçe yaşamaktır.
Mutluluk;kendine zaman ayırmaktır.

Mutluluk evine aş götürmektir.
Mutluluk;bir çorba dahi içsen içemeyeni düşünmektir.
Mutluluk ;haline şükretmektir.
Mutluluk ;zoru başarmaktır.
Mutluluk; sevinmek sevindirmektir.
Mutluluk;yaşadığın sürece neşeli olmaya çalışmaktır.
Mutluluk ;siz istediğiniz zaman Dünyanızdır...
Hep mutlu olmanız dileği ile..... Mutlu BAYRAMLAR
BAYRAM
Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan...
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık...
Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.
Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni
kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek...
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.
Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir ilişkiyi bitirmek de öyle...
En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini
bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara
düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.
Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede
üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle okşayan anne bayramdır.
"Ona güvenmiştim, yanılmamışım" sözü bayramdır.
Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram...
Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış
ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır.
Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda
karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi,
nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.
Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram..
Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.
Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler.
Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.
Her gününüz bayram olsun..!
Can YÜCEL
_______________________________________________________________________________________
“Selam vermeyi ihmal etmediğimiz ve güzellikleri paylaşmaktan çekinmediğimiz, acıları gidermek
için çırpındığımız müddetçe, mutluluğun borusu hala ötüyor olacaktır..”
Zekeriya Efiloğlu

Yazı Tarihi : 29.05.2020